8 Kasım 2007 Perşembe



Sevgi ve özlemle anıyoruz...

25 Eylül 2007 Salı

rapor veriyorum

Son yazımdan bu yana yaklaşık 1 ay geçmiş. Size bahsettiğim o son stresli dönemlerin ve/veya yeni beslenme düzenimin bana geri dönüşümü "mide ağrılarım" oldu...



Baştan anlatayım: Midemle ilgili şikayetlerim birkaç yıldır sürüyor. Gastrit başlangıcı teşhisi konmuştu, özellikle beslenme şeklime ve düzenine dikkat etmem gerekiyordu. 6 ay önce de, şu son zamanların modası "reflü"nün, beni de bulduğunu söylemişti doktorum. (Diğer troid hikayemden, nodüllerimden falan bahsetmiyeceğim, konu dışı onlar:)) Az ama sık yemem gerekiyordu öncelikle... Ama ben DKZ'de acıkmadığımı -ki acıkmıyordum gerçekten- hissettiğim için, öğün sayımı 2'lere falan düşürmüştüm... O son dönemde yaşadığım ve üst üste gelen gerginlik ve olumsuzluklar da eklenince, kendimi yine "ACİL SERVİS" lerde buldum!!!
(Parantez açıyorum: Asla ve asla DKZ'yi suçlamıyorum. Ben kendi hassasiyetlerimi 'es' geçtim ve tüm sorumluluk bende... Belki de doğru uygulamadım, bilemiyorum. Mesela şimdi ramazan ve bu ay da ben DKZ'ye devam ediyorum. Gerçekten de bu ay için çok uygun DKZ. Sorun yaşamıyor muyum, yaşıyorum! Geçen sene de ilk 3 hafta oruç tutabilmiş, sonrasında yine hastanelik olmuş ve doktorum kızdığı için son haftayı oruçsuz geçirmiştim. Bu sene de, birkaç gün iyiyim, midem tutsa da 1 gün ara verip tekrar devam ediyorum. Aklımda hep DKZ var ama sanki biraz kaçırıyorum gibi geliyordu-özellikle de iftardan sonraki saatlerde çay ve tatlıya hiç hayır diyemiyorum-...



Uzun zamandır tartılmıyordum, içimden gelmiyordu... Yine 3 rakamlı kilolara geri dönmüş gibi hissediyordum kendimi çünkü devamlı davul gibi şiş, gazlı bir hatun olarak dolaşıyorum ortalarda... Neyse, bugün de pazartesi olunca, "hadi" dedim "çık bakalım tartıya"... 97,1 kg, 800 gr. gitmiş!!!:)) Sanırım Bayram sonrasındaki sağlık durumuma, midemden gelen sinyallere göre; sizinle daha evel de paylaştığım, diyetisyenin verdiği değişim listelerinden oluşan ve içinde 6-7 öğün barındıran beslenme düzenine geçebilirim... DKZ'den nasıl vazgeçeceğim, hiç bilemiyorum:(( Nasıl da sevmiştim ben bu düzeni hâlbuki!!! Neyse, bekleyip göreceğiz...



Uzak kalışımın bir diğer nedeni; mâlum yaz bitti ve eve dönüş gerekti... Bu benim için oldukça zor oldu: bir yandan yazlıktan kışlığa geçişlerdeki rutinlerin yapılmasında yalnız kalmam, diğer yandan okuldaki görevimin başlaması, okulların açılmasına yakın çocuklarımın okul ihtiyaçlarının giderilmesi, ramazanın başlaması ile yaşanan o ayrı tatlı telaş, derken taşınmalar, taşınmalar ama bir türlü yerleşememeler, okulların açılması, ilk hafta -bir türlü bitmeyen- çocukların ihtiyaçlarının karşılanması, okuldaki aksaklıklar, aksaklıklar, aksaklıklar... Off!!! Yazarken bile yoruldum ve midem kasıldı yine! Eşimin işi çok yoğun olduğundan bunların hepsiyle tek başıma mücadele etmem gerekti ve gerildim, gerildikçe şiştim, şiştikçe de... Neyse ya, sizi de şişirmeyeyim... Geçecek inşallah, zaten bayramdan sonra doktora gitmeyi de planlıyorum, kısmetse...



Bu ortamdan, bloglardan, diyet kardeşliği forumundan ayrı kaldığım dönem, işte böyle geçti... Ne yazabildim, ne de kimseleri okuyabildim:(( Şimdi bir tura çıkıyorum, kimler neler yapmış bir bakalım... Müsaadenizle :))



Sevgiyle ve hoşça kalın...

6 Eylül 2007 Perşembe

güzel şeyler de oluyor...

Karamsar yazmışım altta, geçin onu boşverin... Hayatta çok güzel şeyler de oluyor, mesela benim DKZ'm...



10 Eylül Pazartesi DKZ'ye başlayalı 4 haftayı bitirmiş olacaktım (asıl tartılma tarihim 13 eylül olacak) ve o gün yazacaktım size... Ama yarın birkaç günlüğüne uzaklaşacağım buralardan, bu yüzden de bugünden vereyim dedim güzel haberleri:



Arkadaşlar cidden inceliyorum: 97,9 oldum... Son zamanlarda aldığım ama fermuarını kapatamadığım pantalonuma girebiliyorum mesela :)) Dönünce detaylı yazacağım, bekleyin beni...



Hoşça ve sevgiyle kalın...

bu da geçer

Ağustos 31'deki en son yazımda bir şiiri paylaşmıştım ya sizinle, oradaki satırlarda "zor" diye nitelenenlerdi benim de hayatta gerçekleştirmek istediklerim... Başarabildiğimi düşündüklerim var, hâlâ çabaladıklarım... Ama en azından "bilmediğini bilenlerden"im ve araştırıyorum, öğrenmek ve değişmek için çaba sarfediyorum. "İnsan olmak" için uğraşıyorum.



İki haftadır zor zamanlar geçirdim, insan geçinenlerle mücadele ettim ve doğru kararlar almak için zorlandım. Mücadelem devam ediyor. Kendimi zaman zaman çok kötü hissediyorum, isyan etmek istiyorum İlkesizliğin ilke olduğu, ikiyüzlülüğün tavan yaptığı bu dünyaya... Ama çocuklarım, ama annem, ama dostum ve 2-3 arkadaşım... "Sabır" diyorum, "sabır ey gönül, bu da geçer!"


31 Ağustos 2007 Cuma

bir hafta daha bitti

ne çabuk geçti bu hafta da... biraz zorlu idi benim için ama can dostumdan gelen bu dizelerle geçti herşey sanki... hemen sizinle paylaşmak istedim:)



Ne kolay, ne zor?

Hayatta zor işler, kolay işler var,
Bunları ayıran insan olmak zor.
***
Bilgiçlik taslamak, konuşmak kolay,
Az ve öz konuşup susan olmak zor.
***
Akıl vermek kolay, iş bozmak kolay,
Bozuğu onaran insan olmak zor.
***
Niyet etmek kolay, başlamak kolay,
Bir işi bitiren insan olmak zor.
***
Almak kolay, benlik, bencillik kolay,
Alan insan değil, veren olmak zor.
***
Merak kolay, olay seyretmek kolay,
Bakan insan değil, gören olmak zor.
***
Kazanç kolay, servet, zenginlik kolay,
Vicdanlı, namuslu patron olmak zor.
***
Açları kandırmak, azdırmak kolay,
Açları doyuran insan olmak zor.
***
Yemin etmek kolay, söz vermek kolay,
Verdiği sözünde duran olmak zor.
***
Seçilmek, yükselmek, baş olmak kolay,
Sahtekar baskıyı kıran olmak zor.
***
Hile, yalan, riya, kalleşlik kolay,
Doğru olmak, içten insan olmak zor.
***
Kan akıtmak kolay, acıtmak kolay,
Acıyan yarayı saran olmak zor.
***
Nefse uymak kolay, hırslanmak kolay,
Nefsini, hırsını yenen olmak zor.
***
Yuva kurmak, evlenmek kolay,
Yuvada huzura eren olmak zor .
***
Yaşam kolay, doğmak, yaşlanmak kolay,
İnsanca yaşlanmak, insan olmak zor.



*bütün zorlarınızın kolay olması ve keyifli bir hafta sonu geçirmeniz dileğiyle, sevgilerimi gönderiyorum...

25 Ağustos 2007 Cumartesi

Uzuun bir yazı

Arkadaşlar merhaba,



Nereden başlasam ki... Çok heyecanlıyım. En iyisi, ajandama (2007 iyi yaşam günlüğü dyt. dilara koçak) yazdığım satırları aktarayım size. Okuyun ama, sıkılmadan sonuna kadar, bana söylemek istedikleriniz olacaktır, bekliyorum...




13.08.2007



Herşeyi denedim. Tüm diyetleri...



Bu ajandayı/günlüğü "Artık yeter!2007 yeni bir başlangıç olacak" diye aldım, ama olmadı...Kilo ibrem hep yukarı çıktı....




Ve 13.08.2007'de hiç denemediğim birşeyi denemeye karar verdim: DKZ (Diyetsiz Kalıcı Zayıflama)



Bu Diyetsiz Kalıcı Zayıflamayla ilgili yaşadıklarımı, bir diyet günlüğüne yazıyorum. Kendime ders vermek için, "neler neler denmiş bize ama ben şimdi neler yaparak inceliyorum" demek ve geri asla dönmemek için yazıyorum... ...



Evet, ben artık acıktıkça yiyiyorum, doyunca bırakıyorum. Yemek saatleri (biraz da yaz olduğu için) tam oturmadı ama oturacak. Başlangıç kilom bizim eski (dijital olmayan) tartıyla 102 kg... Hadi bakalım... ...



İtiraf etmem gereken birşey var. Şu anda DKZ'ye karşı birazcık şüpheli yaklaşıyorum. Yani bunca sene biriktirdiğim onca dokümanı, gazetelerin verdiği veya kitapçılardan iyi paralar vererek aldığım kitapları, kesip arşivlediğim kupürleri, bilgisayarımdaki dosyaları, daha da önemlisi kafamdaki bilgileri bir anda yok saymak, resetlemek kolay değil... E, bu eski bilgilerle yeni DKZ de çakışıyor tabii... Ama 1 hafta süre verdim bu DKZ'ye... 1 hafta sonra ben bildiğim yola geri dönerim arkadaşlar...




13.08.2007, Pazartesi:Pzartesi saat 15.00'a kadar acıkmadım!!! Sonra da acıktıkça ve yavaşşşşça yedim. Oruçlu gibiydim. İlk gün tedirginliği de var, e ben hayatımda acıkmayı beklememişim ki, kolay olmayacak öğrenmek. ...



14.08.2007, Salı: Aynı... Alışmaya çalışıyorum. İstediğini ye diyolar DKZ'ciler ama korkuyorum, hem canım da istemiyor zaten... ...



15.08.2007, Çarşamba:Hep geç kahvaltı, sonra acıkınca o anda canımın istediği şeyleri "çokk yavaşş" yedim. Ama canım da öyle abuk subuk şeyler istemiyor ki... Pazartesiye kadar tartılmak yok...



16.08.2007, Perşembe:Geç kahvaltı, doyana kadar, sınırlama yok. Z.yağlı yeşil zeytin de, bal da yedim... Arada (acıkırsam ama gerçekten acıkırsam ve akşam yemeğinde de sevdiğim şeyler varsa ve "iyi" yemek istiyorsam) "hafif şeyler, meyve tabağı" ile DOYURDUM karnımı ama yine çook yavaş yiyerek... ...



17.08.2007, Cuma: Akşamları bazen aç olmadığım halde-ortama uymak için- meyve, hatta dondurma bile yedim... ...



18.08.2007, Cumartesi: Sabah canım hiçbirşey istemiyordu ama çarşıda dolaşacaktım ve başım ağrımasın diye kalktıktan 1 saat sonra falan 1 elma yedim. Saat 14.30 gibi arkadaşımda kahvaltı sofrasında Allah ne verdiyse (Kandil simidi-3-4 adet-, peynir, siyah zeytin, reçel, sebze söğüş, az şekerli çörek) yedik. Akşam da: Izgara köfte ve yanında ne vardı hatırlamıyorum ama yedim bişiler, geçiştirmedim yani, doyurdum karnımı...



19.08.2007, Pazar: Saat 13.30 da brunch yaptık. Hem de sucuklu, hellimli... Akşam da annemin yaptığı bir büyük "pazılı pide"yi götürdüm, aralarda mısır, meyve,vs. de cabası... ...




1. hafta bitti......





20.08.2007, Pazartesi:Biliyorsunuz geçen hafta başı bizim eski dijital olmayan tartı ile tartılmıştım (102 kg.), şimdi de dijital tartı ile tartıldım (101,3kg.). O yüzden, geçen hafta ile arada oluşan fark çok da güvenilir değil ama kısıtlamadan, bu kadar yiyip de -700gr :)) farkı görünce sevindim ama hâlâ DKZ'ye güvenmiyorum ya, burun kıvırdım... ...



"Pazartesi, acaba karbonhidrat diyetine mi başlasam??? Ama sabah karnım da çok şiş, hiçbişi yiyesim yok... Hem diyet kardeşilğinden bir arkadaş ("bence DKZ'ye 1 haftadan daha fazla süre tanımalısın") demişti... Evet, ben yine birkaç gün bu DKZ'ye devam edeyim..." ...



Saat 13.00'de sıkı bir kahvaltı, akşam yemeği de kuvvetli... Aralar canım istemediği için sulu gıda :))) ...



21.08.2007, Salı:Bu sabah tartıda kaç çıktım, hatırlamıyorum(101,3kg idi galiba) ama "Evet, bu DKZ'yi bırakmalı canım, neyse bugün misafirliğe gidcem... Nasılsa yarın yeni bir başlangıç yaparım, bari bugün de son kez dikkat ediim şu DKZ'ye" diye de düşünüyorum...



Saat 10 gibi yine çook yavaş olarak, hafif şeyler yiyiyorum. Misafirlikte saat 15.00 gibi-ki acıkmıştım-; 1 dilim su böreği, 3-4 kaşık patates salatası, 1 saçaklı, 3-4 mini kurabiye, çocukların tabaklarında kalan (AH! O DEĞİL Mİ ZATEN, AMAN YAZIK; AMAN GÜNAH!!!TABAKLARDAKİLER DÖKÜLMESİN, YEEEE!!!) meyveli ve dondurmalı pastalar(Toplasan 1'er küçük dilim) yedim arkadaşlar, hiç de suçluluk duymadan!!! Akşam (evet, akşam da var); Balık ızgara, salata, taze fasulye... Patlıycam... ...



22.08.2007, Çarşamba: Sabah 13.30 civarı ancak kahvaltı yapacak hale geldim... Ama "önce tartıya çıkayım da, dünün faturasını göreyim" dedim. Tartıya çıktım. "101,6kg." "Hıh, işte almışım 300 gr... Eee, o kadar yemeye az bile!!!" İndim tartıdan, çıktım odadan... ZINNNKKK!!! Ama orada, o sıfırın yanındaki 1 değildi, yani 101 değildi, 100 gördüm gibi :S... Tekrar döndüm ve çıktım tartının üzerine. ŞOK!ŞOK'ŞOK' 100,6 kg. !!!Ne ya, nasıl yani, dünden beri (-700gr.) mı??? ...



İşte Benim Dönüm Noktam:"İnanamıyorum ya, nasıl ya!!!" deyip duruyorum... Cidden bu DKZ mucizesi mi, yıllarca çektiğimiz bu çile boşa mıydı, hem istediğimi yiyiyor, hem kilo veriyordum (hâlâ inanamıyorum, sanki büyü bozulacak!!!) ...




Çok acıkmıştım, çocuklarımla oturduk, sucuklu falan güzzell bir kahvaltı yaptık. Doydum... Öyle ki akşam yemeğine kadar hiç birşey istemedi canım. Akşam; kıymalı bamya, çoban salata, taze fasulye, 1 kepçe pilav(sonra da tencere yanımdaydı, içinden 2-3 kaşık daha tırtıkladım)... iyice doydum... Sabahı bekledim heyecanla, bu DKZ bana daha ne sürprizler yapacak diye:))) ...




23.08.2007, Perşembe: Saat 13.00 gibi tartıldım ve aylar sonra nihayet 2 haneli rakamlar: 99,3 kg. ...



Valla, hâlâ inanamıyorum... Sabah beyaz ekmeğe kaşarlı sucuklu tost yedim, yetti. Akşam üzeri çocuklara yaptığım waffle'lardan, 1 minik üçgen pudra şekerli waffle da ben yedim yanında 3-4 kaşık dondurma ile... Akşam; çorba, bamya, taze fasulye, salata(az)... Bu arada, 2-3 gündür canım siyah çay istemediği için 1 tutam yasemin çayı demliyorum, aralarda içiyorum ama damak zevkim için, yani herhangi bir zayıflatıcı özelliği olduğu için değil. Gece 00.15'deacıktım. 2 dilim karpuz yedim, saat 01.00 gibi yattım... ...



24.08.2007, Cuma:Saat 13.00. Tartıldım: 99,0 kg. Sabah 4 dilim ince ve küçük çavdar ekmeği ısıttığım halde, sadece 2sini yiyebildim. 17.00 gibi, meyve ve 20.30da akşam yemeğinde de; çorba, kıymalı kabak yemeği, pirinçli bulgur pilavı ve 1 kase cacık yedim. Bu yemekler, aileme pişirdiğim tadı,tuzu,yağı yerinde yemekler, yani kendim için özel hiçbirşey yapmıyorum. Bu ne keyifli bir şey Allah'ım! Yıllarca, yağsız ve tuzsuz yemeklere mahkum edilmişken, böyle herkes gibi yemek ve kilo verebilmek!!! Ben hâlâ bu büyü bozulacak ve ben yine davul gibi şişeceğim diye korkuyorum... ...



25.08.2007,Cumartesi:Bugün "Diyet Kardeşliği"nde herkes tartılacak. Ben de önce burada yazıyorum: DKZ'ye başlayalı 12 gün oldu. 102kg. ile başladım ve şu anda 98,6kg'yim. Yani 3400gr. inceldim. Yazacak daha çok şey var ama sonra , tamam mı? ...



"DKZ" ile tanışmamı sağlayan ve bunu herkesin burnuna sokmayı kendine vazife edinen "Daada'"ya, DKZ'nin mimarı Dr. Ozan Tuncer'e, hayatımın bu son zayıflama serüvenine başlarken yanımda olan "Diyet Kardeşliği" ve orada yazan tüm arkadaşlara SONSUZ TEŞEKKÜRLER...

Pazartesi 15 gün bitmiş olacak... Paylaşacak daha çok şey var. ...



Sevgiyle kalın...


16 Ağustos 2007 Perşembe

Yeni bir ben lazım...

Ve döndüm... Ne gidişim, ne de dönüşüm muhteşem olmadı!!!


Sağlık problemlerim olduğu için gitmiştim, şükür ki geçti... Biliyorsunuz di mi, hayatta en önemli nimet sağlık. Sadece sizin değil, etrafınızdaki sevdiklerinizin sağlıklarındaki ufacık olumsuzluklar bile nasıl da etkiliyor hayatı... Allah herkese sağlık versin önce, gerisi nasılsa gelir...



Kilolarım ile mücadelemde ise hiç başarılı olamadım. Neler yazmışım baktım da... Olsun dedim, ben çok başlangıç yaptım, her birine de bu son diyerek başladım. Hiç son olmadı. Bu sefer olur mu, bilmiyorum. Olması için uğraşacağım. Başlangıçtaki hedef sürem, Ekim idi. Şimdi 1.5 aydan az var ekime ama bu sürede de bişiler olur yaaaa, neden olmasın ki...



Paylaşacak çok şey var. Bu arada, hayatımda ilk defa bir diyet sitesinin forumuna yazmaya başladım. Tavsiye ederim... Eğer doğru seçilmiş bir sitede, doğru insanlarla buluşursanız, son derece motive edici oluyor.



Daha evvel "daada"nın yazılarını takip ediyordum ve DKZ diye bişilerden bahsettiğini okumuştum. Blogundaki yazılarını okuyabilirsiniz. Ben şu anda bu "diyet olmayan" sistemi uygulamak ile uygulamamak arasında bocalıyorum. Pazartesi başladım::) her zaman olduğu gibi... Doğru yapıp yapmadığımı bile bilmiyorum. Pazartesi tartılıp (çünkü 1 hafta süre verdim bu sisteme), ona göre tamam veya devam diyeceğim. Ha, tamamsa n'oolcak? Daha evvel de burada yazdığım tarzda beslenmeye ve o şekilde taşıdığım yükden kurtulmaya çalışacağım... Aslında bence de en iyisi, ömür boyu sağlıklı ve bilinçli beslen, üzülme...



Şimdilik hoşçakalın, sevgiyle kalın...



*Bu arada; takip ettiğim arkadaşların sayısı azaldı da azaldı, çünkü bir kısmı yazmayı bıraktı, birazı da şifreye geçti... N'apalım,kalan sağlar bizimdir :)

1 Mart 2007 Perşembe

gidiyorum...

Sevgili Günlük... Çok sınırlı olsa da birşeyler paylaşabildiğimizi düşündüğüm Sevgili Arkadaşlar...

Gidiyorum... Belli olmayan bir süre için ara vermek zorundayım. Bazı sağlık problemlerim sebebiyle buralarda olamayacağım. Elimden geldiğince sizleri okumaya, neler yaptığınızı takip etmeye devam edeceğim...
Arkadaşlar, olur a şifreye geçerseniz, "ipkery@gmail.com"' a şifrenizi bırakın lütfen...


Maalesef benim yazmam pek mümkün görünmüyor :(( Bu süre zarfında mecburiyetten(!!!) kilo vereceğim... Umarım dönüşüm çok geç olmaz ve iyi haberlerle yine beraber oluruz..


Bir şiir bırakayım sayfamda; herkesin gerçek dostu,dostluğu bulmasını dileyerek...Sevgiyle ve Hoşça kalın...





DOSTLAR IRMAK GİBİDİR



Dostlar ırmak gibidir,



Kiminin suyu az, kiminin çok,



Kiminde elleriniz ıslanır yalnızca,



Kiminde ruhunuz yıkanır boydan boya.





İnsanlar vardır; üstü nilüferlerle kaplı,



Bulanık bir göl gibi...



Ne kadar uğraşsanız görünmez dibi,



Uzaktan görünüşü çekici, aldatıcı



İçine daldığınızda ne kadar yanıltıcı...



Ne zaman ne geleceğini bilemezsiniz;



Sokulmaktan korkarsınız, güvenemezsiniz!




İnsanlar vardır; derin bir okyanus...



İlk anda ürkütür, korkutur sizi,



Derinliklerinde saklıdır gizi,



Daldıkça anlarsınız, daldıkça tanırsınız;



Yanında kendinizi içi boş sanırsınız.




İnsanlar vardır, coşkun bir akarsu...



Yaklaşmaya gelmez, alır sürükler,



Tutunacak yer göstermez beyaz köpükler,



Ne zaman nerede bırakacağı belli olmaz,



Bu tip insanla bir ömür dolmaz...




İnsanlar vardır; sakin akan bir dere...



İnsanı rahatlatır, huzur verir gönüllere,



Yanında olmak başlı başına bir mutluluk,



Sesinde, görüntüsünde tatlı bir durgunluk,




İnsanlar vardır; çeşit çeşit, tip tip...



Her biri başka bir karaktere sahip.



Görmeli, incelemeli, doğruyu bulmalı,



Her şeyden önemlisi insan, insan olmalı...




İnsanlar vardır; berrak, pırıl pırıl bir deniz...



Boşa gitmez ne kadar güvenseniz.



Dibini görürsünüz her şey meydanda,



Korkmadan dalarsınız, sizi sarar bir anda.



İçi dışı birdir çekinme ondan,



Her sözü içtendir, her davranışı candan...




Can Yücel

14 Şubat 2007 Çarşamba

sevgi günü...



sevgimizi göstermek için kuşkusuz böyle günlere ihtiyacımız yok ama bulunan her fırsatın da değerlendirilmesi gerektiğine inanıyorum... bütün insanların sevgi günü kutlu olsun...

döndüm


merhaba,


pazar günü döndüm...gelir gelmez de, hemen bilgisayarıma sarıldım, yazdıklarımı size ulaştırmak için ama o da ne!!! İnternetim yok!!! Neyse efendim, keşfedildi ki, son fatura yatırılmamış! Bizim bütün faturalar otomatik ödemede olduğu için, bu ihtimal hiç aklıma gelmedi, hatta servis bile çağırdım, arızayı bulsun diye... Gerçek ortaya çıkınca, mahcup da oldum (:S)


...ve bugün internetime kavuştum :) İnsan rahata çabuk alışırmış. teknoloji de nasıl hayatımızın ayrılmaz bir parçası olmuş... kendimi boşlukta ve hayatla bağlantılarım kopmuş gibi hissettim, kimse bana ulaşamıyor, ben kimseye ulaşamıyorum... bu arada ben evden yürütüyorum işlerimi son zamanlarda, home office yaptım evde, dolayısıyla internet ayrıca önem kazandı...


altta okuyacaklarınız, tatilde sizin için yazdıklarım... ama oraya geçmeden önce kısaca raporumu vereyim: Tatil çoook iyi geldi, son zamanlarda olmadığı kadar çok dinlenebildim...Diyetim süper başladı(eee, der gibisiniz!)...Yürüyüşlerimi de yaptım güzel güzel... Ama son 5 gün eşimin yanımıza gelmesiyle (anladınız siz onu :)), biraz koptum olaydan... Günübirlik gezilerimiz oldu eşim gelince. E şimdi Bursa'ya gidip İskender yenmez mi veya Kestane Şekeri!!! Akşamları zaten benim için kaçamakların zirve yaptığı zamanlar... Kısacası son 5 gün yedim ama yürüyüşümü de yapmaya çalıştım...ve sonuç; dönüp tartıldığımda 97.4 ü gördüm. Sadece 700 gr. vermişim 15 günde! N'apalım,buna şükür...şu anda ne yapıyorum??? Diyet yapmıyorum, yürüyüş de...çünkü, bu hafta sonu sınavlarım var...dersler biraz kazık bu dönem... dikkatimi toparlayabilmem için, dinamik ve uyanık olmam için çay, kahveyi bolca tüketiyorum, onları da sade içemediğim için,yanında Allah ne verdiyse artık...
Pazartesiden sonra inşallah kaldığım yerden devam edeceğim...


hadi şimdi benim hikâyemi okuyun...


sevgilerimle





31.01.2007


Peki, postalayamayacağım, ama bu yazmamama engel mi? Hayır! Zaten diyetle beraber yediklerimi yazmaya başladım. Yediğimi, içtiğimi, hareketlerimi, vs… hepsini not alıyorum. (Hem de iki yere, blogla üç oldu!!!) Şimdi;


1. Karalama defterim: Bir tarafına, içimden geldiği gibi, çalakalem notlar aldığım büyük defterim. Bu defterin arka tarafına da diyetisyenimin notları ve randevu tutanakları geçirilir.


2. İyi Yaşam Günlüğü: 1 Ocak 2007’de kendime aldığım yeni yıl hediyem. Bu hem bir defter, hem de mini bir kitapçık. Diyetisyen Dilara Koçak hazırlamış. 365 gün boyunca; adım adım hedefinize yaklaşmanız için hazırlanmış “kilo verme&sağlıklı yaşama rehberi”… İlk geçen sene (sanıyorum 2000 adet) basılmış, hemen tükenmiş. Bu sene de sınırlı sayıda (galiba 5000) basılmış. Bu “Günlük”’ün beni cezbeden bir başka hizmeti de, üzerinde yazan “İyi Yaşam Günlüğü’nü alarak Eğitim Gönüllülerine destek oluyorsunuz! Teşekkürler.” yazısı oldu… İşte ben her gün buraya da notlar alıyorum. Çünkü bu günlük, benim verdiğim sözlerin belgesi.. Kısmet olur da 2008’in 1 Ocak’ını görürsem, bu defter her şeyin şahidi olarak karşımda olacak…


3. …ve blogum… Bana 2007’nin armağanı. Çok düzenli yazamadığımı biliyorum. Ama burada da paylaşmanın güzelliğini ve sorumluluğunu yaşadığım için, 2007 sonuna kadar devam edeceğim. Üstteki 2 defter de, sadece bana ait, onları sadece ben biliyorum, ben okuyorum. Yamukluk da yapsam, hesap soracak kimse yok. Ama blogumda bir şey yazdığım ve “Publish”’e tıkladığım anda, sorumluyum…



İşte böyle… İnşallah okumaktan zevk alınacak şeyler yazmak kısmet olur hep…





01.02.2007


Vaktiniz varsa, size (kısaca olması konusunda söz veremeyeceğim) hikâyemi anlatayım:


Ben de diğer pek çoğu gibi, kendimi hiç zayıf hatırlamıyorum. İlkokulda da, ortaokulda da bana kur yapan arkadaşlarım, kimsenin pek de yüz vermediği, silik tiplerdi. Bozulurdum. Çünkü yüzüm oldukça güzeldi ve daha iyisini hak ediyordum!!! Tabi oturduğumda ve yerimden kalkmadığımda vücudum da ortaya çıkmadığı için, daha hoş görünüyordum (bunu daha ileriki yaşlarımda, stajyer gittiğim okuldaki lise öğrencileri birbirine fısıldarken de duymuştum ) Biraz büyüyünce başladığım rejim serüvenlerim hep sürdü. 13 yaşlarındayken, bayram için alış-verişe gittiğimiz mağazadaki tezgâhtar kızla yengem arasındaki konuşmayı hayal-meyal (yaşım da çok küçük değilmiş ama bilinçaltım derinlere itmek istediği için olsa gerek) hatırlıyorum. Bedenime göre, yaşıtlarımın reyonundan bir şeyler uyduramadığımızı, yengemin kilomla ilgili bir şeyler söylediğini; tezgâhtar kızın da:” Olsun, daha yaşı küçük, aklı erince dikkât eder…” dediğini hatırlıyorum.


Ama hayır! Aklım erince de zayıflayamadım. Ha, evet, dikkat etmeye çalıştım ama hiçbir zaman incecik olamadım. Hep “balık etinde”!(çiroz değil ama torik!!!)


Her –bence- önemli olaydan önce sıkı bir rejime girer, istediğime yakın ölçülere iner, sonra başladığım noktanın da üzerine çıkarak devam ederdim..Üniversiteyi kazandıktan sonraki ilk 1 ayda ve evlendikten sonraki ilk 2-3 ayda aldığım +10’lar, en çabuk kilo depoladığım dönemler oldu. Her çocuktan sonra kalan +10’ar kilolar, yo-yo rejimlerle gitti gitti geldi…



Aralık 2005’e kadar, kesinlikle diyetisyenden yardım almayı reddettim. Çünkü onlardan öğrenecek çok fazla bir şeyim olduğuna inanmıyordum. Diyet konusunda o kadar çok okumuş, o kadar fazla materyal biriktirmiştim ki; neredeyse ben artık bir kitap yazacak hâle gelmiştim. Ama bu bilgilerin bana kalıcı fayda sağlamadığını tahmin ediyorsunuzdur. 103 kiloyu görüp, son bireysel diyetime başladım ve bu süreçte uyguladığım “İsveç Diyeti, Lahana Diyeti, Amerikan Kalp Vakfı Diyeti, 2 Günlük Şok Diyet, Kuşhan Diyeti, South Beach Diyeti,vs…” ile 7 ayda 85 kiloya indiğimde çok mutlu ve gururluydum. İşte yine başarmıştım!


Yaklaşık 1 sene sonra, tekrar 101 kg. olduğum Aralık 2005’te diyetisyene gitmeye karar verdim. Çünkü artık sağlık sorunlarım çıkmaya başlamıştı ve bir profesyonele ihtiyacım vardı! İlk randevuda – ukalalık için söylemiyorum- bana bilmediğim hiçbir şey söylemedi, hiçbir mucize formül de vermedi. Üstelik daha evvel duyduğum “diyetisyenler istediğin şeyleri yazıyor diyet listene, istediklerini yiyerek zayıflıyorsun” sözü de benim için gerçek olmadı, ben O’nun istediği listeyi uyguladım. Ama bana 3 şey kattı ki, bunun için kendisine teşekkür ederim. Bunlar yine bildiğim, okuduğum ama uygulayamadığım şeylerdi:

1- Düzenli aralıklarla (2,5-3 saatte bir) yemek .


2- Bilinçli ve Besin Gruplarını bilerek yemek.


3- Değişim Listeleri sayesinde, bunu yaşam tarzı hâline getirmek.


Bunları hepimiz biliyoruz, di mi? İşte bunları uygulayarak, haftada ortalama yarımşar kilo (ki bol bol kaçamaklarım oluyordu) verdim. Haziran 2006’da 88’ i gördüm ve o kiloda 4 ay kaldım. Ramazan sonlarında ise, büyü bozuldu ve ben Kasım-Ocak arasında yaklaşık 8-10 kiloyu başarıyla bloke ederek, 1. Diyetisyen Dönemimi kapattım!!!


Şu anda 98.1 kg. olarak, 2.Diyetisyen Dönemime başlamış bulunuyorum. Aslında bu diyetisyenli (çünkü verdiği listeleri uygulayacağım) ama diyetisyensiz (çünkü, kendisiyle son görüşmemiz üzerinden geçen sürede aldığım kiloları verip, en azından 90 olarak karşısına çıkmak istiyorum) bir dönem olacak…

İlk hedefim de, 88’e inmek. Ticker’ımı da ona göre ayarlayacağım.. Son hedef için ise kararsızım. Eskiden kilo-boy arasında 10 kilo fark olmalı denirdi. O hesapla benim 57 falan olmam gerekio ama kimse kusura bakmasın, ben asla o kiloya inemem, hortlak gibi olurum maazallah!!! Allah’tan şimdi, BKI diye bir şey var :)) Buna göre ben şu anda 35 BKI ile “Şişman” grubundayım.(Buna şükür, 39.9’un üzeri “Aşırı Şişman”:))


25 –29.9 arası “Fazla Kilolu” ve


18.6–24.9 arası “Normal”


Eğer 70 kg. olursam, BKI’m 25 oluyo ve “Fazla Kilolu” oluyorum!


Eğer 69 kg. olursam, BKI’m 24.7 oluyo ve “Normal” oluyorum.


Neyse, hele bir o günler gelsin, bakarız, di mi ama???


Kıssadan hisse; “mucize”/ “şok” laflarını duyunca kaçın, “İşin sırrı dengede” ve bu dengeyi kuracak ve sürdürecek sizsiniz. Sihir değil ama yukarıdaki 3 madde de çok önemli, inanın…


Sevgilerimle




14.02.2007


Yazdıklarıma baktım da, gerçekten işin sırrı dengede... Benim şu anda yaptığım dengesizlikleri yaparsanız; hem kilo alırsınız, hem midenizde hazımsızlık,şişlik, yanma, ekşime,vs. olur ve bir de üstüne vicdan azapları cabası... Doğru yol belli ama kim gidecek o yoldan???

31 Ocak 2007 Çarşamba

azimliyim...

Arkadaşlar, az önce, daha evvel kayydettiğim yazımı postalayabildim şükürler olsun!!! Şu anda bulunduğum internet cafe, mahşer yeri mübarek... Bugün içinde 3. gelişimdi ve her seferinde sıra olduğu için geri dönmüştüm...Ama artık yeter gâri!!! Ne bu ya!!! Azmin elinden birşey kurtulmaz ya, ben de azmettim, bekledim ve en sonunda altta okuyacağınız postumu atabildim :)))

...ama buraya kadar... bundan sonra, yani tatilimin sonuna kadar buraya gelmek istemiyorum. Çoluk-çocuk, kadın, herkes burada!!! kimi oyun oynuyor, kimi msn'de...sıra beklemek ise biraz geriyor :(


Döner dönmez, sizinleyim... Rejim (pardon diyet ;)) süper, bugün yürüyüş de yaptım... Başladım ya, artık gerisi gelir.


Sevgiyle kalın...

başladım!

(Aşağıda okuyacağınız yazı Salı günü yazılmış ama internet cafe’deki yoğunluk ve sıra yüzünden, postalanamamıştır.)

Merhaba,


Pazar günü program değişip de, çok erken bir saatte yola çıkmaya kalkınca, size söylediğimi gerçekleştiremedim (hani sabah tartılıp, kilomu size yazacak ve ondan sonra baaay diyecektim ya…). İnanın içim içimi yedi, söylediğim bir şeyi yapamayınca acayip huzursuz oluyorum. Tatilimizi geçireceğimiz yere varalı da iki gün oldu ama ben daha burnumu bile dışarı çıkaramadım. Az sonra dışarı çıkıp, bir araştırma yapacağım, bakalım buralarda internete nereden girebilirim diye… Sonra da – başarabilirsem- bu yazıp, flash belleğe attığım yazımı günlüğüme postalıycam..


Biliyor musunuz, bu garip aslında… Hayatımda hiç görmediğim ve muhtemelen de göremeyeceğim insanlara karşı bu sorumluluk duygusu beni heyecanlandırıyor. Eminim ki; dürüst olmayanlar da çoktur bu âlemde… Ama bu “mış gibi yapanlar”ın yanında, son derece içten olanlar da var ve benim burada olma sebebim de onlar zaten. O kadar içtenler ki yazılarında, aralarına katılmak arzumun önüne geçemedim… ve şimdi, çocukları evde bırakıp, koşa koşa internet cafeye gidip gelmek (daha önce de hiç gitmedim üstelik)
zorunda hissetmem de bu dürüst ve içten blogger arkadaşlar için…


Arkadaşlar, artık sadede geliyorum: Pazar sabahı, yola çıkmadan tartıldığımda, tam
98.1 kg. (yazıyla doksan sekiz nokta bir kilogram) geldim!!! Pazartesi itibariyle diyetim başlamış bulunmaktadır ama henüz spor ile müşerref olamadım…



Raporumu göndermeye, fırsat bulursam devam edeceğim… Şimdilik hepinize mutlu günler diliyorum…

27 Ocak 2007 Cumartesi

başlıyorum...

"Yarın Pazar...Büyük gün! Neden, çünkü arkasından Pazartesi geliyor ve ben rejiime başlıyorum..."

Eskiden bunlar benim klişelerimdi. Her Pazartesi rejime başlar, ortalama 3-4 gün veya 1 hafta sonra da, belli olmayan bir Pazartesiye kadar ara verirdim. Aaa, tabi bu arada, o Büyük(!) Pazar günleri de saat gece 12.00'ye kadar yiyebildiğim kadarını - hatta yiyebildiğimden de fazlasını- mideme indirirdim, sanki ertesi gün kıtlık günleri başlıyor gibi!!! (Ama laf aramızda, en başarılı rejim hikâyelerim, Pazartesi dışında başlangıç yaptığım zamanlarda gerçekleşmiştir:))


Yukarıdaki klişe cümlemi; son olmasını istediğim bir başlangıç için, bir kez daha söylüyorum. Yarın büyük gün...



Bu arada 15 gün müsaade istiyorum. Malum; karnelerimizi aldık... Çocuklar ile uzaklarda olacağız ama gideceğimiz yer, benim için mükemmel bir başlangıç yeri...Yarın sabah tartılacağım ve çıkmadan -bir aksilik olmazsa- buraya yazacağım. Yapacağım şok diyet falan değil.Uzun bir zaman başarıyla uyguladığım (ama yine uzuun zamandır bünyemin tersini tercih ettiği!!!) dengeli beslenme kurallarını uygulayacağım o kadar...Bir de tabii, bol bol yürüyeceğim..


Şimdilik hoşçakalın...

haydi kızlar diyete


Farkındasınız değil mi??? Aslında diyet blogu olarak başladım ben ama henüz diyetle ilgili kişisel hiçbir şey yok blogumda!!! Çünkü, ben giremiyorum bu moda bir türlü..

Büyük büyük konuştum, “bitmiştir, olmuştur, tamamdır” falan da dedim, çok inanıyorum gibi.Aslında inanıyordum da…Ama n’oluyor bilmiyorum..Tartıya çıkmak bile istemiyorum. Blogları dolaştım, özellikle beni müthiş motive edenler var, onları okudum, yorumlar bıraktım..Ama yok, yok, yok…Şimdi okullar da tatile girdi,çocuklar evde, onlara yapacağım pastaları, börekleri, çörekleri ben nasıl yemeden duracağım??? Ben başaramıyorum ki, ucundan tadına bak, bırak..”Ya hep, ya hiç!!!” Ya pişmanlıktan kıvranana kadar (bu ara pişmanlık bile duymuyorum ya :(() yiyeceğim, ya da ölümüne yemeyeceğim.. O yüzdendir ki; bu vücut 103 de görmüştür, 65 de!!!


“Diyet yok, bari spor yap, bak ticker öööyle duruyor” diyorum kendime, hayır; o da yok!!!” İlk hafta ne güzel başlamıştım aslında, ama o seyahat her şeyi batırdı. Peki ama ben hep izole bir hayat mı süreceğim, öğrenmem lazım artık kendimi frenlemeyi.Aslında öğrendiğimi de sanıyordum, ama beynim bütün kepenklerini kapattı yine!!!


2.Diyet Günleri başlamış galiba, katılabilir miyim???

22 Ocak 2007 Pazartesi

iyi haftalar


Herkese yeniden merhaba.


"Sizden mola istiyorum!" bile diyemeden,habersiz bir şekilde ortadan kaybolduğum için özür dilerim. Aniden ortaya çıkan; hem ziyaret, hem ticaret durumları söz konusuydu :)) Çok bunaldığım bir zamanda, öyle iyi geldi ki...Bugün yarım bırakıp gittiğim işleri toparlamakla meşgulüm, yarından itibaren tekrar buradayım..


Bu arada, yokluğumda yorum bırakan arkadaşlara da teşekkürler..


Sevgilerimle

10 Ocak 2007 Çarşamba

haftayı ortaladık

Herkese günaydınnnnnn!!! Dün benim biraz dipte olduğum bir gündü..Akşam eve geldiğimde canım annem, bana bu yazıyı göstererek biraz olsun gülümsememi sağladı.(Bu ara çok yoğun olduğum için, sağolsun annecim bizde kalıyor).
Çok güzel bir gün olsun diye, ben de güne bu yazıyla başlayalım istedim...




İlişki var, aşk yok



"ÖLDÜREN Cazibe."



"Yasak Aşk."



"Dilim Dilim Tehlike."



"Bin Yılın 'Nimet'i nasıl 'Düşman' oldu?"



"Canavar Un Çuvalında!"



"Cevizine Aldanma!"



"Ekmeğim Beyaz Talihim Kara"



"Dost Kılığında Düşman"



"Kim Korkmaz Hain Undan?"



"Yasaklandıkça Çıldırdı!"



Yukarıdakilerin her biri ekmeğin son yıllardaki durumudur.


"Ekmek neydi?" diye hafızasını yoklayanlar çıkacaktır içinizden. O kadar yok oldu hayatımızdan.



Beyaz Türklerin hayatından söz ediyorum elbet. Ve de beyaz ekmekten.



Bu da hayatın ironisi olmalı... Kendi beyaz, ekmeği kara Türkler!



Yalnız hakikaten yasaklandıkça adeta çıldırdı ekmek. Buna "Fırıncılar mücadelesever çıktı" da diyebiliriz. Diyetisyenler "Bir ince dilim kepekli" dedikçe bunlar otuz iki çeşit ekmek daha sürdüler piyasaya.



Hani tersine hiçbir şey yemeyip sırf ekmek yiyesi geliyor insanın. Nefsimiz hiç bu kadar çetin bir sınavdan geçmemişti.



Kimseyi takmayıp "Ben yerim abi" diyenlerin bile işi zorlaştı. "İki ekmek bir süt" deyip çıkamaz oldular. Tamam, ekmek ama hangi ekmek?



* * *



Fakat neyse ki bu diyet işi de misal sıkıyönetim yasağı gibi zaman içerisinde gevşeyen bir şey.



Birkaç sene önce "bir ince dilim kepekli"nin dışındakileri söz olarak bile ağzımıza alamazken, iyi halimizden midir nedir artık, "Arada beyaz ekmek de yemek lazım" diyen diyetisyenler var. Sonra kepeğin yanına tam çavdar, tam buğday falan geldi alternatif olarak. Gerçi kepek ekmeği bunların yanında baklava tadında, ayrı.



Şimdi diyeceksiniz ki "Memleketin derdi ekmek midir?"



Memleketin değil ama Beyaz Türklerin derdi ekmektir.



Daha doğrusu ekmeksizliktir!



Zaten yapılan araştırmalarda da fakirin zenginden daha mutlu olduğu çıkıyor habire. Fakat sebebini kimse araştırmıyor.



Ben tahmin ediyorum ama. Hatta eminim.



Doya doya ekmek yiyememektir sebep.



Durmadan bayramların, dostlukların, aşkların etrafında dönülüyor.



Oysa esas bozulan şey ekmekle ilişkimizdir. Mesela, kaç dilim yediğinizi saymadan kalktığınız oluyor mu hiç sofradan?



Kuru fasulyeyi en son ne zaman suyuna ekmek batıra batıra yediniz?



Menemeni şöyle ekmeğin kabuğuyla sıyırdınız?



Çıtır çıtır yarım ekmeğin içine istediğiniz şeyleri doldurup ısıra ısıra ne zaman yediniz en son?



Taze ekmekle tahin pekmezin tadını da unutmuşsunuzdur.



Beyaz ekmekten bahsediyorum elbet.



Tam buğday ekmeğiyle tadı olmuyor bunların. Doymasına doyuyoruz ama bir şey eksik kalıyor. Hani ilişki var da aşk yok... Onun gibi bir şey.



Ekmekler doygun, lakin biz değiliz.



Nasıl gülsün bu yüzler?


Pakize SUDA psuda@hurriyet.com.tr

9 Ocak 2007 Salı

yorgunum dostlar...


Öncelikle; teknik bir problemden dolayı, benim için çok değerli olan yorumlarınız gecikmeli olarak yerlerini almıştır. Bu gecikme için özür dilerim sizlerden...


Dün; eşim seyahatten döndü, gece 00.00'a kadar ödev teslim etmem gerekiyordu (yüksek lisans) ve üstelik evde de bir hafta sürecek bir tadilat sebebiyle ustalar çalışmaya başladı... İşe de gitmedim ve evde koşturdum durdum, bir kaç arkadaşın blogunu ziyaret ettim... Ödevi bitirir bitirmez de, çıktım yürüyüş bandının üzerine ve hiç bir post yazamadan, sadece smiley'imi gönderdim size.



Bugün ise daha farklı yoğunlukta bir gündü, saat 23.30 oldu, hâlâ işim bitmedi ama artık yapmıycam, bırakıyorum! Yürüyüş bandıyla randevum var...

hareket zamanı

SmileyCentral.com

söz verildi mi, yerine getirmek lâzım...

8 Ocak 2007 Pazartesi

start verdim...


Bugüne bir yıldız koydum. Hem bugüne, hem de hedeflerime vurgu olsun diye... Çok mu uzak sizce, yok yok aslında bakın ne yakın, bir uzansam..."



"Aslında hedeflerim için büyük gün 1 Ocak 2007 olmalıydı. Ama olamadı... Her zamanki gibi bir sürü çeldirici çıktı karşıma ve ben de buna izin verdim. 2 Ocak, 4 Ocak derken 1 hafta bitti bile...



Geldik 8 Ocak 2007'ye... Neden bu tarih? Çünkü bugün pazartesi, çünkü artık (2 gündür) benim de bir blogum ve karşımda sorumlu olduğum insanlar var, çünkü daha fazla erteleme lüksüm yok!!!İşte bu yüzden, büyük gün bugün!!!



Ben hiçbir zaman manken olacak bir vücuda sahip olmadım, bunu da istemedim zaten. Ama giydiğimin yakışmasını hep istedim. 2007'deki hedefimin başında ise "sağlıklı olmak" geliyor... 2006'nın sonlarında yaşadığım kayıplar, bunun önemini tekrar tekrar çaktı beynime. Hatta sigarayı bile bıraktım. Ne güzel, di mi??? Bir de şu sporu, günlük egzersizleri hayatımın rutinleri arasına almayı becerebilsem. Onun için de alta egzersiz skalası yerleştirdim en önce... Yapmazsam egzersizlerimi, bu blogu ziyaret edenlerden utaniim diye!!! Ve tabii bir de, sağlıklı ve dengeli beslenme olacak hayatımda ve tabii tüm ailemin hayatında da... Bunları başarabilirim ben, inanıyorum!"



Güne merhaba yazısı olsun diye, fırsat bulmuşken yazdığım bu satırların devamı azzz sonraaa...



Herkese iyi bir hafta dileğiyle...

7 Ocak 2007 Pazar

iyi pazarlar


Herkese iyi pazarlar,


Ben başıma geleceği biliyordum aslında!! Blog açmak bişi değil ama beni her zamanki gibi detaylar ve kararsızlıklarım yordu!!!(Ben misafir ağırlayacağım zaman da; ne hazırlanmaktan, ne de hizmetten asla gocunmam ama ah! o ikram menüsünü hazırlamak yok mu!!!Renk,tat,doku uyumlarından sunumdaki detaylara kadar pek çok şey bir kaç gün önceden elimde kağıt-kalemle tespit edilir,yazılır,çizilir tarafımdan!! Ve o saat gelip de her şey tıkır tıkır işleyene kadar da gerginimdir biraz ;), ama sonrasında hoş iltifatlar geldikçe de değmeyin keyfime :))

Aynı şekilde şimdi de "O template iyi", "yok bu daha güzel", "peki hangi resim??", "diğeri..hayır öbürü.." derken, (gören de büyük bir derginin editörüyüm ve ilk sayının basılmasının heyecanını yaşıyorum sanacak) "off" oldum...


Herneyse şu anki halet-i ruhiyeme uygun renklerle başlayalım bakalım, ben hafifledikçe template'lerim ve renklerim de cıvıl olacak inşallah..


Yalnız arkadaşlar, bu iş ciddi terapiymiş ama aynı zamanda da ciddi mesai istiyor. Yazmaktan değil, diğer arkadaşları okumaktan bahsediyorum. Şöyle bir dolaşmak, bazılarına yorum yazmak derken, saat nasıl geçiyor anlaşılmıyor. Ben de şimdi sizi pazar pazar çok tutmamak için, kısa kesiyorum. Pazartesi için de şimdiden randevu istiyorum, görüşelim olur mu???

Sevdiğimiz, sevdiklerimiz yanımızdaysa, ne kadar zengin olduğumuzu bir kez daha duyumsayacağımız bir gün...Kıymetini bilelim...

6 Ocak 2007 Cumartesi

işin sırrı dengede...



Herkese merhaba,

Sonunda ben de geldim. Çok direndim, ama artık buradayım. Amerika'yı yeniden keşfetmek değil niyetim. Yani "işin sırrı dengede..." gibi beylik laflarla ahkâm kesmek değil. Zaten kelin ilacı olsa başına sürermiş, di mi??? Aslında merhemin formülünü de biliyoruz da, nedense sürmekte, uygulamakta problem yaşıyoruz. İşte bütün bu blogların var olma ve benim de sizlere katılma sebebim bu; "destek"...

Bu kısa merhabanın ardından, bir sonraki seferde sizinle benim hikâyemi paylaşacağım. Aslında size de hiç yabancı gelmeyecek olan bu hikâyemde, ben bu sene finali yazmak istiyorum... 2007 bunun için önemli, umarım hepimiz için hayırlı bir yıl olur ve bize önce sağlık getirir...

Sevgiyle kalın...

peyker