Hastalandım. En son böyle ağır bir şekilde ne zaman grip olmuştum, hatırlamıyorum. 30 Aralık gecesi sağlam yattım, 31 Aralık sabahı hasta kalktım. Boğazımdan su bile zor gidiyordu. Ateş, üşüme, titreme nöbetleri, hastane, serum, iğneler, vs. derken; 4. günün akşamına doğru gözüm açıldı biraz... Ama öyle halsizdim ki, değil blog yazmak, TV bile açmadan sessizlikte yattım hep.
Nihayet bugün, "tartı günü" olması sebebiyle; bi gayret ölçümlerimi yaptım sabah... Aslında hastalanalı bugün 7.gün ve o periotlar, döngüler falan kalmadı maalesef! İnsanın hastayken gözü hiçbir şey görmüyor gerçekten de... Geriye dönük her şeyi gün gün yazacağım ama şimdi kilo analiz tablosuna bakalım:
Bu hafta verilen kilo miktarı, doğal olarak fazla görünüyor; çünkü doğru dürüst bir şey yiyemedim 7 gündür... Sabah portakal suyu içiyordum, öğleyin çorba, akşam çorba... 5.gün çorbanın yanında ekmek de yedim. Son iki gün de akşam yemeğinde kıymalı patates yemeği ve 1 dilim ekmek yanında...
Hastalıktan dolayı oluşan -3.2 kg. kaybın yanında; yağın azalmış ve suyun da artmış olmasına sevindim. Gelecek ölçümde "kg" bir miktar artış gösterebilir.
Gelelim diğer hususlara:
4. gün gözüm biraz açılınca, küçük oğlum yanıma geldi: "bunların hepsi, yememezlikten; biliyosun değil mi anne?" dedi. "Evet, oğlum, haklısın; aslında ben yiyiyorum ama ben şey kem küm..." diye geveledim bir şeyler :(
Büyük oğlum yılbaşı haftası eve gelmedi, yurtta görevliymiş. Bu yüzden hastalığımın ağır ilk 2 gününü görmedi. Ortanca oğlum pazartesi günü yanına gidince, söylemiş. Aradı. Güzelce fırçaladı: "Anne ya, kendine hiç bakmıyorsun! Şimdi benim sana bunları söylemem biraz tuhaf olacak ama bi kere doğru dürüst kahvaltı yapmıyorsun! Hep sen bize derdin; kahvaltı çok önemli, sakın atlamayın diye; şimdi senin yaptığına bak!" Ne denir ki; "tamam oğlum, haklısın, dikkat edeceğim, merak etme, vs.vs..."
Bu iki büyük eleştiri ile, zaten kafamda dönen sorular katlandı. Gerçekten yemediğim için mi bağışıklık sistememim zayıflamış ve ilk fırsatta da beni devirmişti. Ama yiyiyordum ben, her şeyden; her gün değil de, dört günde bir...
Pazartesiye kadar raporluyum, evde dinleniyorum. Bakalım aklım ilerki günler için nasıl bir yol çizecek bana...
90 Gün Diyeti: Analiz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
90 Gün Diyeti: Analiz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
6 Ocak 2012 Cuma
29 Aralık 2011 Perşembe
90 Gün Diyeti: Analiz 2
Tabloları yeniledim.
İlk 2 perioda oranla giden kilo ve yağ daha az. Bu da normal diye düşünüyorum. Diyetlerin ilk haftası, tartıda mutlu eden sonuçlar verir hep; çünkü en son yerleşen fazlalıkların gönderilmesi kolaydır. Diyetisyenlerin açıklamalarının bu yönde olduğunu duymuş ve okumuştum. Bu sebeple, 2 hafta bitimindeki 3 kg. kayıp bence gayet iyi... Su kaybının olmaması da ayrıca güzel...
Bu programla ilgili henüz tam oturtamadığım eksiklikler var kafamda. Hâlâ okuyorum, araştırıyorum. Mesela geçen gün kitaplığımdan Ahmet Maranki'nin kitaplarını alıp karıştırdım. Bu sistemle örtüşen noktaları var. Sevindim, çünkü kafama takılan noktalarda başvurulacak ya bir "bilirkişi" veya "basılı bir kaynak" olmasını önemsiyorum. Kısacası; bu aralar beslenmemi , 90 Gün Diyeti çerçevesine alıp, mantık süzgecimden geçirdikten sonra şekillendiriyorum. Hâlâ yazamadım listelerimi, başlıkları açtım ama içleri dolmadı, bekliyor.
İlk 29 günü bitirip, su gününü de geçtikten ve değerleri aldıktan sonra; "eh artık, bi zahmet" spora başlarım diyordum kendime. Ama bu tablodan sonra, beklememeye karar verdim. Dediğim gibi hafif esneme hareketleriyle de olsa başlamalıyım.
Ennn güzel giden bölüm "su içme"... Günlük 2lt.yi çoğunlukla aşıyorum. Tek zorluğu, iş yerinde tuvalete taşınma sıkıntısı! Ama yapacak bir şey yok!
Bu hafta pek çok çeldiriciye "hayır" dedim. Arada kaçanlar da oldu ama sınırlı sayıda... Yani genel olarak "ruh durumum" da çok iyi... O benim bilindik "çok kararlı" hallerimi yaşıyorum bu aralar; maşallah diyeyim!
2012'ye böyle girersem, hep böyle gider mi acaba? Deneyelim, görelim :)
21 Aralık 2011 Çarşamba
90 Gün Diyeti: Analiz 1
Tartılma işini ne zaman yapsam diye düşünürken, her 2 periotta bir
tartılmaya karar verdim. Su gününden sonra, yani ayda bir tartılmaktı ilk
düşüncem ama aralıkların açık olduğu zamanlarda ipin ucunu kaçırabiliyorum. Bu
sebeple, sabah heyecanla tartının üzerine çıktım.
Büyük hevesle aldığım ama yeme-içme düzenimdeki istikrarsızlık sonucu pek de randımanlı kullanamadığım "yağ-su-kas ölçer" tartım (ki bu tartıların güvenilirliğini kafamda hep sorgulasam da, "bilimsel bir araştırmada kullanılmayacağı için bu kadar titiz olmaya da gerek yok" sonucuna vararak içimi rahatlattım) bana güzel haberler verdi bu sabah:
Kilo kaybı güzel, bekliyordum az veya çok. Fakat korktuğum; yağ oranım aynı dururken, su oranımda düşüş olmasıydı. Yani, bu tür rejimlerde kaybedilenin "yağ değil, su ve kas" olduğu söyleminin gerçek çıkmasıydı. Çıkmadı! Kas aynı kalsa bile sevinecektim ki onda bile mini mini bir artış var; bu iki periotta da "durağan yaşam tarzımda" hiç değişiklik yapmamış olmama rağmen...
Uyguladığım programa gelirsem; ilk periot tanışma ve alışmaydı. Kaynaklardan derlediğim bilgileri motamot uygulamaya çalıştım, imkanlar elverdiği ölçüde... 2. peritto biraz daha mantığım devreye girdi. Mini eklemeler veya çıkarmalar yaptım. (Detaylı listemi yazıyorum, bitince paylaşacağım). Bol su, arada sade kahve, açık siyah çay, yeşil çay içtim. Spor "hiç", ev ve işteki tempo "durağan" moddaydı.
Bu haftadan itibaren mantık ve eski bilgiler biraz daha işin içine girecek. Detayları yazacağım.
Neredeyse 1 sene ara verdikten sonra nihayet kendime gelebildiğim için, silkinip tekrar başlama gücünü bana verdiği için; Allah'ıma binlerce kere şükür...
Büyük hevesle aldığım ama yeme-içme düzenimdeki istikrarsızlık sonucu pek de randımanlı kullanamadığım "yağ-su-kas ölçer" tartım (ki bu tartıların güvenilirliğini kafamda hep sorgulasam da, "bilimsel bir araştırmada kullanılmayacağı için bu kadar titiz olmaya da gerek yok" sonucuna vararak içimi rahatlattım) bana güzel haberler verdi bu sabah:
Kilo kaybı güzel, bekliyordum az veya çok. Fakat korktuğum; yağ oranım aynı dururken, su oranımda düşüş olmasıydı. Yani, bu tür rejimlerde kaybedilenin "yağ değil, su ve kas" olduğu söyleminin gerçek çıkmasıydı. Çıkmadı! Kas aynı kalsa bile sevinecektim ki onda bile mini mini bir artış var; bu iki periotta da "durağan yaşam tarzımda" hiç değişiklik yapmamış olmama rağmen...
Uyguladığım programa gelirsem; ilk periot tanışma ve alışmaydı. Kaynaklardan derlediğim bilgileri motamot uygulamaya çalıştım, imkanlar elverdiği ölçüde... 2. peritto biraz daha mantığım devreye girdi. Mini eklemeler veya çıkarmalar yaptım. (Detaylı listemi yazıyorum, bitince paylaşacağım). Bol su, arada sade kahve, açık siyah çay, yeşil çay içtim. Spor "hiç", ev ve işteki tempo "durağan" moddaydı.
Bu haftadan itibaren mantık ve eski bilgiler biraz daha işin içine girecek. Detayları yazacağım.
Neredeyse 1 sene ara verdikten sonra nihayet kendime gelebildiğim için, silkinip tekrar başlama gücünü bana verdiği için; Allah'ıma binlerce kere şükür...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


