27 Eylül 2009 Pazar

yaşasın tatil bitti!

Aslında derdim tatil değil.. Ama yazlık düzenden kışlık düzene bir türlü geçememek ve bu düzensizlik içerisinde iyice bunalmıştım. Tam olarak ne orada ne burada olamamak.. Ne oraya ne buraya ait olmak.. İşte bu benim şikayetim..

Ramazan, arkasından Bayram derken yazlıktan bu tarafa geçiş tarihi uzadı da uzadı. Bayramın bitmesiyle de çok hızlı bir süreç başladı haliyle: okul bir taraftan, çocukların okul hazırlıkları, evin temizliği, taşınma, yerleşme-yerleşememe, yazlığın kapatılması ve daha sayamadığım ama içinde olmak durumunda olduğum koşturmaların bana getirisi de götürüsü de 4 Ekim'deki tartılma gününde çıkacak ortaya..

Az önce Mehtap'ın bloguna da yazdım:

"freni patlamış kamyon gibiyim... önüme geleni silip süpürüyorum.."

Bayram sabahı 91'i gördüm tartıda.. Yani Ramazanda 1 kg vermişim ki bu benim için ilktir! Yani Ramazanda kilo vermek… Bu sebeple mutlu olmuştum..

Ama Bayram sonrası sanırım -sanırım değil eminim- iş güç yüzünden psikolojik olarak yaşadığım endişelerin yansıması, beynimdeki "sağlıklı beslenme" ile ilgili bilgilerin kullanımını "erişime kapattım"!!!

Motivasyon gerilemesi anlamında veya özgüven kaybı anlamında bir durum söz konusu değil.. Aksine, son derece kararlıyım ama 28 EYLÜL 2009 tarihine kadar beynim mideme izin verdi ve ben dışarıdan film izler gibi izliyorum ve bekliyorum..

Yarın -5 aydan beri ilk defa- yine bir pazartesiyi bekliyorum "başlamak" için...

Tüm "pazartesi bekleyen" diyet severlere hayırlı uğurlu olması dileğiyle...



4 Eylül 2009 Cuma

gidiyor!

Gidiyor kilolar gidiyor...

Ramazan olmasına, bol kaçamaklı ve pek az kısıtlamalı öğünlere rağmen, kilo vermeye devam...

Az ama öz...

Periyodik tartılma sonucuma göre 2 kg. daha gitmiş ve 92 olmuşum...

Aslında bu rakamı yaklaşık 3 hafta önce görmüştüm, tatile çıkmadan evvel yani.. Tatile gidiş-dönüş, o zaman dilimindeki özgür seçimler ve sonrasında gelen Ramazan'da değişen yemek düzeni ve içeriğine rağmen, "-2" kg...

Şimdi belki gelecek ay, uzun zamandır özlem duyduğum sonuç olan 89,9'ları görebilirim. Ama hiç kasmadığım için ekim değil kasım tartılmasında da bu mümkün.. Hiç önemli değil, önemli olan ağırlıklarımın yavaş da olsa (ki haftada 0,5 kg. uzmanlarca son derece normal ve olması gereken) gidiyor olması..

Okulların açılmasına az kaldı ve hazırlıklar tam gaz.. Bu sebeple değil düzenli olarak yazmak-okumak, ara ara bile giremiyorum ne kendi ne de diğer bloglara.. Bu sebeple; vakit bulduğum anda, detaylar için yazacağım..

14 Ağustos 2009 Cuma

hayır diyebilmek...

Bu sabah uyandığımda içimde dünden gelen hafiflik ve bunun yanında da "hayır demenin mutluluk ve gururu" vardı..


Sabah bir önceki ile aynı kahvaltımı yaptım ve sonrasında rutin ev işleri ile öğleni buldum. Bugün 13.00-16.00 arası okulda toplantım vardı.. Bunun için biraz da telaşeli, bitirip işlerimi yola çıktım. Ne çok su içtim, ne de öğle için birşeyler atıştırdım.. Aslında 1 meyve yiyebilirdim ama vakit olmadı..

Toplantı esnasında çayın yanında susamlı tuzlu ev kurabiyeleri-hani şu kandil simidine benzeyenlerden- ikram ettiler.. Neredeyse 1 veya 2 lokmalık olarak hazırlanmış bu kurabiyelerden 4 adet yedim.. Yani hazırlarıyla kıyaslarsak 1,5-2 adet gibi.. Bu sorun değil de tam çıkarken, bir arkadaşın çocuğunun mezuniyeti sebebiyle ikram edilen içi dolgulu çikolatayı kabul edip, mideye indirirken içimden kendime kızıyordum.. bu da "hayır diyememenin ağırlığı" idi işte.. ama hatır için.. Yapacak birşey yoktu..

Eve gelip, 17.00 civarı çocuklara çay ve poğaça ile kek ikram ederken, benim de aklım dünkü "sakızlı kurabiye"lerdeydi... ısıtırken kopan bir parça zeytinli poğaçayı ağzıma attım ve durdum.. Su içtim, gezindim.. Krizimin geçmesini bekledim.. Bu kurabiyeler bitmeden bana rahat yok! anladım...

Kendime yeşil çay yapıp, akşam yemeği hazırlığına başladım.. Yayla çorbası, salçalı biftek, makarna, fırın kabak (kabakları dilim dilim hazırlayıp, yağlanmış fırın tepsisine aldım..üzerine tuz serpip, tepsinin yağı ile harmanladım ve fırına verdim.. gerçekten çok hafif oldu), bol sarımsaklı yağsız domates sosu ve yeşil salata hazırladım.

2 küçük kepçe az taneli çorba içtim, sonra da üzerine 1 kaşık yağ gezdirdiğim salata ile domates soslu kabak yedim bol.. 1 tek tane de makarna yedim, göz hakkı diye.. Yoğurt yemedim, et yemedim.. Canım da istemedi zaten..

Şimdi de yine zahterli, karanfilli ve limonlu yeşil çay içiyorum..

İçim rahat ve hafifim.. Yarın sabah yine aynı kahvaltı ve sonrasında da sadece 1 meyve veya 1 kase çorba yiyebileceğimi düşünüyorum çünkü yoğun bir gün olacak.. Önce 2 toplantı, daha sonra da gece için hazırlık faslı var.. Bu sebeple yarın yazmam mümkün görünmüyor. Pazar günü de 1 haftalığına çıkacağımız tatil+iş gezisi (bu sefer çocuklarımızla:)) için hazırlanacağım ama fırsat bulur bulmaz yazacağım..

Herşey çok güzel olacak:))

13 Ağustos 2009 Perşembe

her tercih, bir vazgeçiştir...

Bugün zor bir gündü!

Tercihlerin ortaya konduğu, iradenin konuştuğu bir gün.. Ne zamandır kendimi böyle kısıtlamamıştım, bu yüzden o çatışma anları kolay geçti denemez.

Ne diyorum ben, değil mi?

Efendim, hafta sonu özel bir geceye katılacağız ama çok özel.. Katılanlar ile uzun zamandır görüşmedik ve bu çok özel gecede ben de güzel olmak için (aslında pazartesiden itibaren yapmayı planladığım ama bu hafta yoğun misafir kabullerim dolayısıyla erteleye erteleye bugüne sarkan) "dikkat etme" moduna girdim..

Baştan alırsam; son yazımda da belirttiğim gibi, aslında "ben diyet yapıyorum" asla diyemem çünkü yapmıyorum. Aslında bu programa başladığımdan beri bu böyle.. Bu diyet değil, sağlıklı yaşama programı.. Bir dönem için değil, ömür boyu.. Hep bu inanışla gitti 4 Mayıs'tan beri.. Hep kararlı, hep ölçülü.. Geçtiğimiz pazardan beri ise hemen hergün, ya çaya veya yemeğe misafirimiz vardı.. Hal böyle olunca; hazırlıklar buna göre oldu, menüler ve kaçamaklar da... Asla patlayıncaya kadar yemedim ama herşeyden yedim: Mayonezli salatalardan, böreklerden, pidelerden, dolmalardan, kıyır kıyır kurabiyelerden, keklerden, sütlü tatlılardan... Yeter saymayayım daha fazla.. Bazen tadımlık, bazen doyumluk, hep bunlardan yedim Pazar gününden bu yana..

Tüm bu kısıtlamasızlığın üstüne bir de malum dönemin yaklaşması sebebiyle oluşan şişkinlik eklenince, birden şimşekler çaktı beynimde ve 3 gün "kırmızı alarm" komutu verdim kendime..

Bugün 1.gündü ve bu yüzden zordu:

  • Sabah 1 dilim -kendimin yaptığı- tam buğday ekmeği, beyaz peynir, domates, maydanoz, yeşil zeytin ve yeşil çay ile kahvaltımı yaptım..
  • 1,5 lt.lik şişeye demlenmiş yeşil çay ve bol limon dilimleri koyarak gün içinde içmek üzere hazırladım..
  • Bugün çocukları havuza götürdüm ve öğle yemeğinde pizza yemek isteyen çocuklarıma eşlik etmemek için kendimle mücadele ettim (1-0 öne geçtim bu mücadelede:))
  • Öğle yemeği olarak 1 adet şeftali yeyip, yeşil çayımdan içtim..
  • Yeşil çayımdan içtim..
  • Çocuklar acıkır diye yanıma aldığım -evde yaptığım- peynirli, zeytinli poğaçalar ve cevizli keki kendime ikram etmemek için zor dayandım (2-0)
  • Yeşil çayımı bitirdim ama tuvalete taşınmaktan da fenalık geldi :(
  • Eve gelir gelmez çocuklara 1 bardak süt ve yanında yeni favorim sakızlı kurabiye ile kek verdim.. Kendime de duştan çıkınca 1 kurabiye+yeşil çay ile ödül vermeye karar verdim..
  • Duşa girmeden -geçen haftanın misafir trafiğinin tartıya yansımasını merak ederek- tartıya çıktım (aslında gün ortasında tartılmak adetim değildir).. Önceki sayıyı yanlış hatırlayarak, kilo aldığımı sandım ve "al işte! yemeye devam et!" diye kendime tam kızıyorken, en son 94 olduğumu ve tartıda o anda görünen rakamın 92 olduğunun farkına varıp sessiz bir çığlık attım:))
  • Duştan çıktım.. Kurabiyeleri ve keki deriinn koklayıp kapaklarını kapatarak dolaba kaldırdım (3-0)
  • Bir şeftali yedim, 2 bardak su içtim..
  • Akşam yemeğinde 1 büyük kase çorba içtim, z.yağlı yeşil salata, 1 dilim tavuk, acılı şalgam suyu içtim (acı biber metabolizmayı hızlandırıyordu galiba)..
  • Daha evvel hep yaptığım, "çocukların yemediği veya bitmeyen az kalmış ama tekrar da ısınmayacak yemekler çöpe gitmesin, günah! hoop mideye!" uygulamamı bu akşam yapmadım ve o çok sevdiğim -dünden kalan ve belki yenir diye dökmeye kıyamadığım- patates salatasını üzülerek çöpe gönderdim (4-0)
  • Akşam çocuklara meyve soydum, ben suyumu içtim..
  • Birazdan yatacağım, midemde hafif bir kazınma duygusu var ama bu bana çok iyi geliyor.. Böyle yattığım zamanlar kendimi çok rahat ve mutlu hissediyorum.. Sabah da daha iyi kalkıyorum..

Şu sözü bir kez daha alıntılayacağım: "Her seçim bir kaybediştir. Her tercih bir vazgeçiştir çünkü..."

Bugünkü seçimlerimden dolayı çok ama çok mutluyum: Çünkü bu seçimler ile, yıllardır hamallığını yaptığım kilolarımı kaybediyorum. Kurabiyeleri seçmedim, akşam çekirdek keyfini de.. Ama özsaygımı duyumsadım bir kez daha.. ve bir kez daha "inanmak başarmanın yarısıdır" sözü gerçek oldu..

Bu cumartesi akşamı çok güzel olacağım :))

4 Ağustos 2009 Salı

ah tatil!

Uzun, upuzun bir tatil oldu...

Geçen hafta döndüm ama herşey öyle yığılmış ki dinlendiğim onca zamanların acısını çıkartır gibi fazla mesailer ile açığı kapatmaya çalışıyorum şimdi de...

Bugün ayın 4'ü olmasa belki yine fırsat bulamayacak veya zorlamayacağım ama dedim ya! bugün ayın 4'ü... Yani tartılma ve hesap görme günüm :))

Yazacak çok şey var ama vakit yok! Şu yemek molasından çaldığım dakikalara sığdırabilecek kadarlık da olsa özet geçmem ise mümkün:

  • Tatilimin en keyifli kısmı bol bol "temiz" denize girebilmekti... Kâh dalgalı ve taşlı, kâh incecik kumlu ve durgun... Bazen mavi, bazen turkuaz, bazen lacivert... Ama temiz, ama berrak! Off! çok olmuş denizden böyle keyif almayalı :))) Şimdi bile düşündükçe içim ferahlıyor.. Ne şanslıyız böyle bir ülkede yaşadığımız için, değil mi?
  • Şimdiye kadar hiç çocuklardan ayrı tatil yapmamıştık. 10 gün kadar onları Bodrum'da halalarıyla bırakıp, eşimle şirketin organizasyonuna katıldık... Herşey yolunda, herkesin keyfi de yerinde olmasına rağmen; ömrüm oldukça ve şartlar elverdikçe çocuklarım olmadan tatile çıkmamaya karar verdim. Her gördüğüm çocuk, bizimkilere benziyordu.. Hep yemekler onların en sevdiği idi... "Keşke... " dedim durdum ve "bundan sonra çocuklarımda ayrı asla..." dedim...
  • Tatilimin ilk bölümünde çok kaçırdığım da oldu, çook dengeli gittiğim de... ama öyle çok yüzdüm ki, sanırım kilo verdim..
  • İkinci bölüm ise biraz daha "hareket bakımından durağan, yemek bakımından aktifti" :(( Aslında yemeklerde dikkat ettim ama kaçamaklar konusunda çok zayıftım ve sanırım bu sürenin sonunda ilk bölümde verdiysem bile geri geldi.
  • Son 1 haftadır, işe geldiğimden beri ise yediklerimde kontrolüm yoktu, yani özel bir yemek yapmadım, ne çıktıysa onu yedim.. Sadece miktarları az tutmaya çalıştım. İşte bilgisayar başında ve akşamları yorgunluktan, hep oturdum maalesef.. hareket "sıfır".. iyice şiştiğimi hissediyordum...

Bu sabah tartılmak vaktiydi... Yine digital olmayan tartımda, gözlerim tam seçemeden, küsuratları algılayamadan gördüğüm rakam: 94

Yani 1 kilo gitmiş 1 ayda..

Ben çıkan rakamdan mutluyum çünkü buraya ne kadar yazsam veya yazmasam da yediklerimi, yaptıklarımı ben biliyorum ve bunların sonucunda -1 kilo oldukça iyi...

Şimdi önümüzdeki ay için hedef kilo koymak istiyorum aslında ama bu çalışma temposunda da zor görünüyor... Neyse, bakalım önümüzdeki günler ne getirecek.. Çünkü 1 haftalık daha tatilim olacak ama zamanı belli değil.. Ayrıca Ramazan da geldi sayılır.. Herşey birkaç gün içinde netleşir diye umuyorum..

2 Temmuz 2009 Perşembe

dinginlik...

Bugün farklı olan ne acaba?

Hava yine sıcak, hem de boğucu..

Evdeyim bugün de ama iki gün öncesiyle kıyasladığımda, ruh halim çok farklı.. O günkü gerginlikten eser olmadığı gibi, şarkı söylemek geliyor içimden bugün..

Evde yine bir sürü iş bekliyor sırasını ve hepsini nasıl yetiştireceğim, hatta yetiştirebilecek miyim, bilmiyorum.. Ama bu beni hiç germiyor.. Olduğu kadar!

Çocuklar yine çook geç uyandılar..Yavaş yavaş kızmaya başlamıştım, "tatili uykuyla geçiriyorsunuz" diye.. Ama bugün ne seslendim, ne de kızdım.. Kalktılar, neşeyle kahvaltılarını (brunch hatta öğle yemeği sayılmalı aslında:)) hazırladım..

Hmm..

Peki ne değişti 2 günde?

Sürüncemede olan bir konu vardı; eşimin istediği, benim istemediğim bir organizasyona katılma ile ilgili.. "Karasızlık" beni öyle geren, yıpratan bir durum ki.. Aksi gibi öyle de "kararsız" bir yapım var.. En iyi, en doğruyu bulmaya çalışırken bir sürü kararsızlıklar yaşıyorum devamlı.. İşte can çıksa da huy çıkmıyor; 40 küsur olmuşum hâlâ aynı.. Neyse, bu konuyu karara bağladık: sonuç görünürde benim istediğim gibi olamasa da, sürec istediğim gibi işledi.. Bu süreçte farkına vardığım şeyler de beni ayrıca mutlu etti.. Evet, sanırım bugünkü rahatlığım "öyle ya da böyle karara varmak" sayesinde..

Bu yaşadığım kararsızlığa bağlı bekleyen birçok olay da kendiliğinden yoluna girdi, böylece bir kez daha nefes almış oldum..

Bir de geçen yazımda bahsettiğim sorun çözüldü.. Gerekli kişiler, gerekli konuşmaları yaptılar ve o perde kapandı.. Bunun etkisi olabilir mi acaba huzurlu olmamda..

Yaklaşık 10 aydır kendimi geliştirme anlamında, mesleki bilgimi yenileme ve kuvvetlendirme anlamında pek birşey yapamıyorken, dün ve bugün önemli kararlara imza atıp, bazılarını hemen hayata geçirmem de mi beni mutlu etti acaba? Çalışmak, üretmek ve işe yaramanın hazzı mı bu?

Sonra, bugün için farklı olan bir konu daha var.. Aslında tartılma zamanıma 2 gün var daha ama yarın yukarıda bahsettiğim organizasyona katılmak için yola çıkacağımızdan, "tartı günü" olarak bu sabahı seçtim. Şu anda evde bulunan tartım digital değil, yani küsuratları bilmiyorum ve asıl önemlisi çıkan rakam ne kadar güvenilir olur kıyaslama açısından, onu da bilmiyorum.. 2007 yazında da bu tartıyı kullanmıştım ve o zaman digital olan ile ölçümde fark yoktu aslında...
Bildiğim şu ki 2.400 gr vermişimmmmmm.. :)) yani 97.4 idim son kayıt altına alınan tarihte, bugün itibariyle 95 -hatta tam 95 yoktu ama yuvarlıyorum- gördüm tartıda.. Galiba bu da beni bugün böyle hafifletti...

Sebebi ne olursa olsun; bugün çok güzel, çok huzurlu, çok rahat, çok mutlu, çok hafif bir gün...


30 Haziran 2009 Salı

dersimi aldım yine...

Bu gün işe gitmedim. Evdeyim. Keyif yapmak istiyorum ama bir sürü yarım iş beni bekliyor. Offf!!! Hiç iş yapmak gelmiyor içimden... Çünkü bedenim burada ama aklım başka yerde..

Ne zamandır süregiden ve beni olduğu kadar başka birçok insanı da olumsuz etkileyen "kangren" bugün çözülecek... Ya çözülecek, ya çözülecek...

Şu ana kadar iyi yönetilmiş bir krizdi.. Umarım sonuçlarından da herkes en az hasarla kurtulur..

Bu olaydan öğrendiklerim aslında yeni şeyler değil, pek çok kişinin pratik olarak olamasa da teorik olarak bildiği şeyler... Ben sadece bir kez daha koyu kırmızı kalemle üstünden geçmiş oldum:

  1. İnsanlar ve olaylara gerektiğinden fazla değer verilmemeli, önem yüklenmemeli...
  2. "Kurumlar kalıcı, insanlar gidicidir... "Bunu paylaşmayan insanlar, her zaman için sorun üretirler, unutulmamalı...
  3. Tehlike tesbit edildiği noktada, gerekli müdahale yapılmalı...
  4. Oluruna bırakılan durumların ileride "çığ" olarak karşımıza çıkacağı unutulmamalı...
  5. "Bu yaptığım senin için" söylemi tehlikelidir; hem söyleyen, hem söylenen kişi için...
  6. Bir iş yerinde aynı aileden sadece 1 kişi çalışmalı...
  7. "ben" dilini fazla kullananlara karşı tedbirli yaklaşılmalı...
  8. Duyguların işe katılmasının ölçüsünde çok dikkatli olunmalı...
  9. Tüm çalışanlara eşit yakınlıkta ve eşit uzaklıkta olunmalı...
  10. İnsanların çiğ süt emdiği, ego ve hırsları için, tüm emeklerinizi tehlikeye atabilme potansiyeline sahip oldukları unutulmamalı...

Dersimi aldım yine...

Kullanacak yeni krizler çıkmaması dileğim...

26 Haziran 2009 Cuma

ah midem!

Geçen hafta perşembe günü detoksa başladım.. Aslında güzel gitti çünkü pek et yiyemiyorum artık..

Ama cumartesi midem, pazar ise başım çok kötüydü. Ardından pazartesi, salı da midemin ağrısı devam etti. Bu şikayetlerim beslenme düzenimden değil, son dönemdeki iş stresimden kaynaklanıyor. Bir kez daha anladım ki; keyfim yerindeyse, taş yesem midem 'bana mısın' demiyor... Ama stresli bir durum söz konusu ise, su içerken yakarak geçiyor maalesef...

Çarşamba 5 günlük detoksun ardından, normal beslenme düzenine geçtim. Tartılmıyorum. Her ayın 4'ünü belirlemiştim "tartı günü" olarak... Kıyafetlerim ve tepkiler asıl ölçütüm..

Spor konusunda kendime vadettiklerimi 2 gündür kısmen yerine getirebiliyorum.. Yüzme, denizin müsaade etmemesi sebebiyle gerçekleşemedi :(( Sabah 6.30'da kalkıp yürüyüşe çıkıyorum 2 sabahtır ki, bu beni müthiş mutlu ediyor.. Hem kendime verdiğim sözü tutmanın hafifliği, hem spor yapmanın verdiği hafiflik ile çok iyi hisediyorum..

Beslenme olarak katı kurallarım yok. Aslında işin başından beri (ilk haftaki detoksu saymıyorum), son derece esnek bir program yürüttüm. Mehtap'ın listelerini ve daha önceki diyetisyenimle yürüttüğüm programdaki listeleri -ki birbiriyle örtüşüyorlar- baz aldım..
  • Diyet değil sağlıklı beslenme vardı..
  • Listeler değil bilinç vardı..
  • Kısıtlamalar değil kontrol vardı..
  • Ya hep ya hiç değil kalınan yerden devam vardı..

Kendimi başarısız bulduğum, gerçekleştirebilseydim,bulunduğum noktadan beni daha iyi yerlere taşıyacak hususlar da yok değil... Mesela ara öğünü bazen yedim, bazen değil ara öğün, ana öğünü yemeye fırsat bulamadım... Su içmede başarısız oldum... Spor da yukarıda bahsettiğim gibi, kendimi yetersiz gördüğüm alan... Bunların önümüzdeki dönem düzelmesine özen göstereceğim..

Şimdilik geçen haftaya dönük kısa raporum bu şekilde...

Her şey çok güzel olacak...

18 Haziran 2009 Perşembe

detoks günleri...

Mehtap'ın programında merakla beklediğim haftadayım nihayet:
6. Hafta

Der ki Mehtap:


"Bu hafta cok ozel bir hafta.. Vucudumuzda bir cesit temizlik yapacagiz.. Sabahlari gozlerimiz sis olarak uyanmayacagiz, kendimizi daha enerjik, daha hafif ve zinde hissedecegiz..

Hazir misiniz?

5 gun yani persembe, cuma, cumartesi, pazar ve pazartesi gunleri diyetimizden hayvansal proteinleri cikartiyoruz.. Buna yogurt, sut ve peynir de dahil.. Beyaz unu ve beyaz undan yapilmis herseyi de unutuyoruz bu 5 gun.. Kahvenin yanina bile yaklasmiyoruz.. Metabolizma cayina da ara veriyoruz..

Bu haftanin icecegi ihlamur olsun, yesil cay olsun, ya da siz karar verin..

Bu o kadar sihirli ve yararli bir haftadir ki, zayifladiktan sonra da zaman zaman akliniza gelecek ve tekrarlayacaksiniz inanin bana..


Kahvalti

1 dilim kepekli, tam tahilli, cavdar vs ekmek (75 kilonun uzerinde olanlar 1,5 dilim yiyebilirler)
6 zeytin
1 tatli kasigi bal
Domates, salatalik, roka, kirmizi, yesil biber
veya
meyve suyu + 4 kasik musli + 1 meyve (tercihen yesil elma veya 10 adet cilek)


Birinci Ara ogun

1 meyve + 5-6 badem veya 3 ceviz

Ikinci Ara ogun

1 meyve + 2 kepekli biskuvi


Oglen yemegi

1 dilim kepekli, tam tahilli, cavdar vs. ekmek
veya
4 kasik esmer princten yapilmis pilav veya makarna
8 yemek kasigi etsiz sebze yemegi (ispanak, lahana, kereviz, pirasa, broccoli, yesil fasulye vs)
5 gunde 2 kez etsiz kuru fasulye veya nohut yenebilir ama 6 yemek kasigi yenecek, 7 degil. 8 hic degil..
1 kucuk boy havuc + 1 kucuk boy patates + 1 adet kirmizi biber haslamasi
veya
1 havuc + kirmizi pancar + roka salatasi (uzerine 1 tatli kasigi susam veya 1 tatli kasigi dolmalik fistik kavurun)
Veya
Yesil salata


Ara ogun

1 meyve + 3 ceviz
Veya
Kucuk bir kulah meyveli dondurma* (meyveli demek sutlu, cikolatali, karamelli vs olmayan demektir, anlamazliga gelmeyin)
*bu secenek 5 gunde en fazla 2 kez kullanilacak
Veya
Oglen yemeginde yenmediyse 1 kucuk boy haslanmis patates



Aksam Yemegi

1 kase corba (domates, mercimek, sogan corbasi vs)
6 kasik sebze yemegi
1 dilim kepekli, tam tahilli, cavdar vs.ekmek
Veya
ekmek yerine 4 kasik esmer princten yapilmis pilav veya makarna


Fiziksel aktivite ile desteklenmeyen butun diyetlerde kilo kaybi beklenenden yavas olur, unutmayin.. Hareket edin.. Merdiven inip cikin, dans edin, yuruyus yapin, kaldirima inip cikin yururken..Ne yapip edin, hareket edin.. Metabolizmaniz hizlansin..

Su icmeyi unutmayin..

Ara ogunleri atlamayin..

Bu cok degerli bir haftadir.. Lutfen kendinize bahaneler yaratip, kacamak yapmayin..."

......

Görüldüğü gibi içinde bulunduğumuz mevsim itibariyle de, son derece kolay uygulanabilecek bir program... Detaylar ve sorulan sorular ile yanıtları için blogu ziyaret edin. Sadece Mehtap'ı okumak değil, bloga yorum yazan herkesten birşeyler öğrenmek de ayrı keyif... Diyebilirim ki; yorumları sonuna kadar ve atlamadan okuduğum tek blog "mevsimlerden roma"...

Hiçbir karşılık beklemeden bilgilerini paylaşan, bununla yetinmeyip tek tek sorulara yanıt vererek, motivasyonu diri tutmaya çalışan değerli bilim insanı MEHTAP'a sonsuz teşekkürler...


17 Haziran 2009 Çarşamba

yaz şimdi başladı...

Yaz demek benim için "göç" demek...

Bu sene de okulların kapanmasıyla göç başladı... Aslında herşey önceden organize edilmiş, gerekli tadilat, temizlik işleri bitirilmişti... Sadece mutfak ve birkaç parça giyim eşyası toparlayıp, yazlığa geçiverecektik ama her sene bu yanılgıyı yaşıyorum işte! Hiç de öyle bir çırpıda oluveremiyor!

Çok yorucuydu ama şükür büyük kısmı bitti.. Kalan birkaç detayı da bu sabah 5.30'da kalkıp, halledip, işimin başına geldim :))

Her sene yaz başı ve yaz sonu yaşadığımız bir diğer sıkıntı da, "internetin nakli"... Bir süreliğine bağlantımız olmayacak yine... Şu internet ne kadar da hayatımızın olmazsa olmazı duruma gelmiş!!!


Nasılım? Çok iyiyim...

  • Öncelikle, günnnlerdir davul hissetmeme sebep addeddiğim nedenler nihayet ortadan kalkmakta ve bunun için mutluyum.. Her nedense, kendimi bu dönemin bitişine endekslemişim!!! Var mı bir mantığı, yok! ama öyle işte! "Bu dönem bitince şişkinliğim geçecek, şişkinliğim geçince giydiklerimin içinde daha rahat edeceğim, rahat hissedince de diyetime full motivasyon devam edeceğim..." gibi bir ruh durumu içindeydim...
  • Okullar kapandı ki bu da kendimi endekslediğim II. zaman periodu! Şimdi herşey daha kontrol altında...
  • Beslenmede tam düzen...
  • Hareket imkânları sonuna kadar kullanılacak: sabah yüzme (ki yaklaşık bir aydır devam ettiğim masaj programının sekteye uğramaması için bunu özellikle önerdiler), akşamları da yürüyüş olmalı, olacak!
  • ve kişisel gelişim ile ilgili her türlü dondurulmuş projeye yeniden merhaba!

Herşey çook güzel olacak...

12 Haziran 2009 Cuma

şımardım...

Gerçekten, bunun adı "şımarmak" sanırım...

"Kendimi kontrol edebilirim" özgüveni iyi hoş da fazlası bende şımarıklığa, bir diğer deyişle kontrolsüzlüğe sebep oldu..

Neyse ki, bu sefer çabuk uyandım ve kendimi rehabilitasyona aldım!

Şu anda işler -zihinsel olarak- yolunda tekrar..

Bir kez daha farkına vardım ki, dizginleri bir an olsun bırakmaya gelmiyor.. Bırakmamak ama ayarını da iyi yapmak.. Ne çok sıkmak, ne de gevşek tutmak..

10 Haziran 2009 Çarşamba

hafta ortası...

İyiyim, herşey yolunda..

Sadece okulların kapanmasına sayılı kalan günler sebebiyle, çok yoğun zamanlar geçiriyoruz şu sıralar...

Abartılı olmayan ama kendimi iyi hissetmemi sağlayan "minicik ve masum" kaçamaklarım oluyor ama ben kendimi hiç de suçlu hissetmiyorummm...

Bir de haftaya yapacağım 5 günlük detoks benim şu şişkinliğime çözüm olacak diye ümitliyim.. Salata, su, hareket... ı-ıh..çözüm olamıyor :((

Sevgiyle..

8 Haziran 2009 Pazartesi

koruyabilmek...

Bugün tembellik günüm... Kendime izin verdim :))

Dışarısı çok sıcak ama benim odam püfür püfür esiyor..

Yaseminli yeşil çay yaptım, birazdan öğle yemeğimi yiyeceğim: 1/2 dilim çavdar ekmeği+keçi peyniri+domates, salatalık.. Evde olsam maydanoz, roka,tere de eklerdim ama dışarıda zor oluyor yemek sonrası diş bakımı.. Öğleden sonra da 1 veya 2 adet kepekli üzümlü kurabiyem var.. Mutluyum..

Dedim ya, bugün izin günüm.. Ben de ne zamandır bakamadığım blogları ziyaret edeyim, kimler nerelerde bakayım dedim.. Özellikle de diyet bloglarına.. Uzun ve detaylı yazmak istemiyorum ama "bu işi bitirenler!" olarak eskiden takip ettiğim bazı bloggerları tekrar okuyunca; şaşırdım, üzüldüm... Çünkü her bir gramın nasıl verildiğini, tartıda eksilen rakamların yarattığı acayip çoşkuyu en iyi biz biliriz.. Birbirimizin halinden de en iyi biz anlarız.. Bunun için "vah"landım

Vardığım ve kesinlikle bir kez daha emin olduğum sonuç şudur ki:

"diyet yapmak hiçbirşey, diyetin kalıcı olmasını sağlamak herşey..."

Keşke herkese tek tek ulaşma şansımız olsa, "hadi tekrar beraber başaralım" desek... Oluşan sinerji herkesi çepeçevre kuşatsa, bu abuk konuyla ilgili daha fazla mutsuz olunmasa...
Bir zamanlar yolu bir şekilde bu konu ile kesişen herkes "gönlündeki" gibi hafiflese...

Tüm bunları diliyorum ama vakit saat gelmeden de ne yaparsak yapalım, başarılı olunamıyor.. bunu da çoook iyi biliyorum..

Kolaylıklar ve sabırlar, tüm bu yolculuktakilere...

yolumdayım...

Dün yediklerime baktım da benim klasik tablomu gördüm yine...

Sabah normal başlayıp, gün içinde de normal seyreden ama akşam ve gece birden ivme kazanan beslenme grafiğim...

Ben bunu hep yaptım ve hâlâ da yapıyorum işte: Geç saatte yemek!

Mesela öğlen yoğurt yemişim, sonrasında ayran içmişim... Şimdi baktığımda süt grubu hakkımı kullanmışım ama olmaz, yetmez! Bir de üstüne süt tatlısı... Kesmedi, üstüne dondurma!!! Bari birinden birini bırak ertesi akşama değil mi? Yok, o anda beyin onu yeme ve bitirmeye konsantre olduğu için şu anki mantıklı içses devre dışı!!!

Bir diğer konu ise "hepsini ye, bitir" öğretisi...

Aslında yediğim lahmacunun hamuru çok çok inceydi ve süper yağsızdı.. Yani kalori olarak asla dert etmiyorum. Takıldığım miktarı: 1 yetmezdi ama 2 de çok geldi ve şiştim.. "Aman, tabağında bırakma, kısmetini bitir, arkandan ağlar!" var ya yıllarca öğretilen ve şimdi de bizim çocuklarımıza öğrettiğimiz... İşte beslenmedeki temel yanlışlarımdan benim.. Kendi tabağındakileri bitir, olmadı çocuklarınkini sil süpür, yetmedi tencerenin dibinde kalanları sıyır... Çöpe gitmesin ama kalçana, bacaklarına, göbeğine gitsin!!!

Neyse, işte yazmanın güzellikleri... Oku, ders al, bir daha tekrarlama...

Mehtap'ın programında 4. haftam bitti... Ondan bir hafta önce de detoks yaptığım için, benim sağlıklı beslenme düzenine geçişimde:

1+4= 5 bitti, 6. haftaya girdimm :))

Süre&süreklilik açısından, süper ötesi..

Programa riayet, çok iyi..

Hareketlilik&spor, vs.. oldukça iyi..

Moral&motivasyon harika..

Kısacası benim cephede herşey yolunda... Son birkaç gündür hissettiğim şişkinlik, halsizlik bile motivasyonuma olumsuz etki yapamadı. Yolumdayım ve güvenle ilerliyorum... Tartıyı yine kaldırdım, 4 temmuza kadar da tartılmayı düşünmüyorum...

Dilerim tüm diğer sınıf arkadaşlarım için de aynı güzellikler geçerlidir..

Sevgiyle

7 Haziran 2009 Pazar

4. hafta biterken...

Pazar raporu:

  • Saat: 08.30
    Her zamanki gibi "normal ve sağlıklı bir kahvaltı",
  • Saat: 11.00
    Çok küçük bir kase kiraz,
  • Saat: 13.00
    200ml. yoğurt,
  • Saat: 17.30
    2 lahmacun+1 bardak ayran,
  • Saat: 21.00
    Ev yapımı sütlü tatlı üstüne 2-3 çorba kaşığı kadar dondurma,
  • Yeşil Çay,
  • Aralarda mümkün olduğunca su,
  • Bahçede "fiziksel efor" gerektiren çalışmalar sebebiyle extra spor yapılmadı..
  • Şişkinlik ve halsizlik devam ediyor..

    Keyifli ve verimli bir hafta olsun...

6 Haziran 2009 Cumartesi

duraklama...

Pazartesi, salı, çarşamba sağlıklı beslenme programıma riayet ederek geçti.. Pazartesi ve çarşamba 1 saat 15 dakika yürüdüm, salı da bu kadar sürelik masaj aldım.. Perşembe günü "sağlıklı yaşama merhaba" deyişimin 'aydönümü'ydü ve çizelgem için -mehtap'ın tavsiye etmemesine rağmen-sabah tartıldım:

Sonuç: 98.3 kg. yani 900 gr. almışım...

Hmmm...

Şaşırmadım, üzülmedim, en önemlisi de panik olmadım çünkü kendimden ve yaptığım programdan emindim..

Olası sebepleri düşündüm:


1. Vücut direnç göstermeye başlamış olabilirdi..

2. Mâlum dönem sebebiyle olabilirdi
ki bu şık bana daha akılcı geldi.. Çünkü 2-3 gündür enerjimde bariz bir düşme hissediyorum. Bitkinliğimin yanında şişkinlik de çok rahatsız ediyor..


Perşembe yürüyüş+bisiklet, cuma masaj ile metabolizmamı hızlandırmaya gayret ettim.. Bugün de yine az da olsa hareket etmeye çalıştım ama dediğim gibi halsizliğim geçmediği için pek tempolu olamadı..

Beslenme seçeneklerimi yine sağlıklı olanlardan kullanıyorum ama şu şişkinlik sebebiyle "acıkmadan yiyiyorum" duygusu beni rahatsız ediyor :((

Bir de özellikle altını çizmek istediğim bir nokta var ki, başarılı bir diyetin olmazsa olmazı: bağırsakların düzenli çalışması.. Bu konu kilo vermede ve sonrasında anahtar öneme sahip.. İstediğiniz kadar önerilen besinleri yiyin, hareket edin.. Tembellik sorunu kronikleşmişse, işler epey yavaşlıyor maalesef :(( İlk 4 hafta sıkıntı olmamasına rağmen, bu hafta problemliydi... Yarın sabahtan itibaren

"Bir büyük bardak ılık su+1-2 çorba kaşığı elma sirkesi+ 1 tatlı kaşığı bal"

uygulamasına geçiyorum tekrar... Dilerseniz elma sirkesi yerine limon kullanabilirisiniz..
O zaman; sabahları limonlu ballı ılık su, akşamları elma sirkeli ılık su kürünü yapabilirsiniz..

Midem kötü olmasına rağmen, ben rahatça kullandım tüm kış elma sirkesini ama rahatsızlığı olanlar önce doktorlarına danışmalı yine de...

Sağlık ve sevgiyle kalın..

"sağlığımve değişimlerim" sonraki yazıya kaldı..

4 Haziran 2009 Perşembe

nasıl geçti...

Öğretmenimizin koyduğu kurallar vardı ki uymak ya da uymamak sonucunda etkilenen sadece sizin olacağınız...

Ben bu sınıfa kaydolduğumda tüm kurallara, listelere harfiyen uyamayacağımı biliyordum -aile düzeni, iş hayatı, vs...- ama elimden geleni yapmak için söz verdim kendime, öğretmenime, sınıfıma...

Eğer listeyi tam olarak uygulayabilseydim, eminim ki tartıdaki rakam çok daha memnun edici olacaktı. Ben bundan mahrum kaldım ama öyle çok diyet yaptım, öyle çok başladım ve bozdum ki, yine başlamak ve bir süre sonra kendimi suçlar bulmamak adına “iç sesim”e güvendim ve ne derse öyle davrandım. Çünkü biliyordum ki bu sefer o da çok istekliydi ve asla beni yanıltacak fısıldamalarda bulunmayacaktı...

Yanılmadım... Başlangıçtan beri Mehtap’ın Listelerinin rehberliğinde ve en önemlisi de müthiş motivasyonuyla “sağlığıma tekrar kavuşmak için” yürüdüm... Bu yürüyüşte yanımda, kulağımda, aklımda olan diğer yol arkadaşlarım mı?


  • Önce motivasyon geldiği için, Öğretmenim ve Sınıfım,
  • Sonra öğretileriyle Doktorum Candan Hanım,
  • Son zamanlarda farkındalığımı arttırmama vesile olan Ahmet Maranki,
  • 2006’da beraber 14 kilo verdiğimiz, ilk onunla tanıştığım “ara öğün, besin değiştirme” kavramlarıyla sağlıklı ve dengeli beslenmeyi öğrendiğim ama “unuttuğum(!)” için yine başlangıca döndüğüm diyetisyenim Güzin Hn.,
  • Etrafımda güzel sözleriyle beni kamçılayan eş, dost, arkadaş, hatta sadece bir ‘merhaba’m olan insanlar...


Ah! Sanki çok kilo vermişim gibi, çok abarttım gibi geliyor kulağa... Ama demek ki diyorum “dışarıdan bakıldığında verdiğim fotoğraf öyle feciimiş ki, bu kadarcık bir değişme bile böyle kocaman reaksiyonlara sebep olabiliyor...” Ama görüntü kadar önemli diğer konu - ve hatta daha da önemlisi- verdiğim enerjinin çok daha pozitif olması... Çünkü mutluyum ve bunu yansıtıyorum...


...ve itiraflar:

  • Listelere harfiyen uyamadım: Zamansızlıktan ara/ana öğün atlama veya ağır yasaklı olmayan ama liste dışı yiyeceklerden “kontrollü” yeme şeklinde gerçekleşti bu itaatsizlikler.. Ama hiçbir zaman tepeleme bir tabak veya “battı balık” hesabı olmadı..
    Bloguma ilk yazdığım yazımın başlığı “işin sırrı dengede” iken,
    hayatımdaki diğer tüm dengeleri hep korumaya çalışmışken,
    (dengeyi bulmaya çalışırken dengesizlikler yapabilen tüm teraziler gibi) “yemek” konusunda hep dengesiz gittim.
    Bu konuda şimdiye kadar “Ya Hep Ya Hiç” yaşadım. Nihayet hayatımdaki bu milad ile “işin sırrı dengede” sözde değil artık...
  • İlk 3 hafta spor yapmadım: Detoks programımda aynı zamanda bel fıtığım için de tedavi olmaya başladım, fizik tedavi gördüm ve o hafta 4 gün masaj aldım, esneme ve belli kaslara yönelik güçlendirme çalışmaları yaptım düzenli olarak.. Sonrasında spor yapamadım bel fıtığı tedavim yeni bittiği için zorlamamak adına.. ama düzenli olarak haftada 2 gün masaj aldım.. Bugünden itibaren masajın yanında düzenli spor da giriyor tekrar hayatıma; yürüyüş, bisiklet, yer hareketleri, vs..
  • Su 2-2,5 litre içemedim: Evet, belki 2-2,5 lt. içmedim ama 5-6 bardak içtim, bunun yanında bol yeşil çay, ilk zamanlar bol metabolizma çayı içtim (son hafta fırsat bulamadım, hazırlayamadım)...
  • Besin değişikliklerini düzenli yapamadım: Hocamızın öngördüğü özellikle ekmek, kahvaltı değişikliklerinde başarısız oldum..
  • Başardıklarım: Ara öğünde meyveyi yalnız yemedim... Asla abartmadım... Yeşil Çorba'yı 3. haftanın son 3 akşamı içtim, çok sevdim, sonraki günlerde 1 öğün için ve yanında tahıl veya yoğurt ile tüketiyorum...

Yarın "sağlığım ve değişimlerim"den söz etmek istiyorum...


Sevgilerimle

3 Haziran 2009 Çarşamba

son durum raporu

01 Haziran 2009:

Mehtap’ın Sınıfı'nda 3. haftam bitti ve sabah tartıldım.. Kaybettiğim ağırlık; hissettiğim hafifliğin, mutluluğun, özgüvenin yanında "hafif" kalıyor aslında..


özetlersem:


*"Sağlıklı ve Zinde Olma"ya karar veriş ve
bağımsız bir detoks programına başlama:

04 Mayıs >> kilo: 104

*Mehtap'ın Programı'na başlama:


11 Mayıs > kilo: 100.7


*Mehtap'ın Programı 3. Hafta Sonu:


01 Haziran > kilo: 97.4




...ve güzellikler:


* 100 psikolojik sınır geçildi..

* 52 bedenden 48 bedene geçildi..

* tüm bunlar olurken enerji ve motivasyonda beni yolumdan döndürecek bir azalma olmadı..

* herkesten gelen ve gittikçe çoğalan olumlu tepkiler, güzel sözler..

*”kontrol bende”nin verdiği müthiş haz..

* 46-52 beden arasında bir koleksiyona sahip gardroptaki etiketleri dahi çıkartılmamış giysileri gördükçe eskiden olma “sıfır moral” durumunun tersine dönmüş olması...

* vs..vs..


Daha yolun başındayım, biliyorum.. Sadece kilo vermek değil bu sefer derdim ya, bu yüzden acelem yok çünkü sağlıklı beslendiğim zaman zaten hamallığını yaptığım kilolar da gidecek..

Benim için önemli olan başlayabilmek, bu psikolojide 3-4 haftayı geçirmekti ve bu gerçekleşti.. Çok mutluyum! Darısı tüm dileyenlere...


Yarın itiraflar...


Sevgilerimle

2 Haziran 2009 Salı

yeniden öğrenciyim...

Öğrenci olmayı çok seviyorum, bunu da hep söylüyorum. İnsan öğrendiği sürece, kendini yeniden yeniden donattığı sürece diri kalır, biliyorsunuz..

Şimdiki öğrenciliğim ise biraz daha farklı: hayatı yeniden öğreniyorum.. Biraz tuhaf oldu ifade galiba ama gerçek bu.. 40'ımdan sonra; doğru bildiğim yanlışlar, yanlış bildiğim doğrular ve doğru bildiğim ama yanaşmadığım doğrular üzerine master yapıyorum bu sefer.. Çok geniş ve felsefi yönleri de çok derin aslında ama burada paylaşacağımız kısım "Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur" sözünden hareketle, "sağlığımız"..

2007 senesi sağlık anlamında benim için pek parlak geçmedi. Zaten varolan sağlık problemlerime eklenen başka birçok duygusal etken, iyice dip yaşattı bana.. Böyle durumlarda içinde benim de olduğum "obez insanlar" ne yapar? Evet, bildiniz: çareyi yemekte arar.. Ben de öyle yaptım.. Yedim, pişman oldum.. Pişmanlıktan yeniden yedim, yine üzüldüm.. Yedim üzüldüm, yemedim gerildim..

Aşağıya Mehtap'a -ki kim olduğunu bilmeyen kaldıysa birazdan anlatacağım- yazdığım yorumu alıntıladım.. Bu olayı bir insan her gün yaşar ve çözüm üretmez mi? Her gün her gün aynı fikr-i sabit kafada olup, eyleme geçmez mi? Ben geçememiştim ve yemekten ve sinirden patlamak üzereydim:

Her akşam yatarken suçlulukla yatağa girmek ve "bugün de olmadı ama inşallah yarın başlıyorum" masalıyla, huzursuzca ama çook kararlı(!) uyumak... Sabah olduğunda gece kendinize verdiğiniz bilmem kaç bininci sözün dayanılmaz ağırlığı ve moral çöküntüsü içinde bazen daha o "dakika:1-gol:1" durumuyla kahvaltıda veya sonrasında sabah kahvesinde veya tüm gün dayanıp akşam yemeğinden sonra içilen çayın yanında ikram edilen tatlı, pasta, kuruyemişler karşısında "n'apayım.. bugün çok yoruldum, tek keyfim bu, aman yarın başlarım" ile ŞUURSUZCA silip süpürdükten sonra kendine gelmek ve kalakalmak... Bu kısırdöngü içinde yıllar ve yıllar kalmanın ıstırabını, yaşamayan bilemez.. Bu -kendi adıma söylüyorum- bir bağımlılık! Resmen tedavi edilmesi gereken bir hastalık! Her bağımlılık tedavisinde olduğu gibi önce kişinin kendi istek ve kararlılığı, sonrasında doğru tedavi gerekliydi kurtuluş için..
Bu arada sağlıklı ve dengeli beslenme adına devamlı okuyorum, teoride 10 numarayım :)) İş pratiğe, daha doğrusu uzmanların fazlası zarar dediği şeylerden kaçınmaya geldiğinde "0" :((


2007'den bu yana neler oldu hayatımda:
  • İstikrarlı (!) kilo artışım devam etti
  • Kilo aldıkça "nasıl veririm" diye araştırmalarım da devam etti..
  • 2 seanslık diyetisyen maceram oldu ki aynı diyetisyenle daha evvel 14 kilo vermiştim..
  • Motivasyon amaçlı CD'ler, kitaplar aldım..
  • İnternetten "kilo verme" içerikli subliminal mesaj içeren müzikler indirdim, dinledim..
  • Daha evvelki yıllarda denediğim "şok diyetler"i sokmadım hayatıma, daha doğrusu yapamadım, istemedim..
  • 3 günlük Amerikan Kalp vakfı Diyeti'ni denedim 2-3 kez.. Hiçbirinde tam yapamadım..
  • Bir türlü başlayamadım, başlayamadım, başlayamadım...
  • 2009 ile beraber yine "yeni bir insan" olma umuduyla zayıflamaya karar verdim! ama o kadar! bir türlü o pazartesi gelemedi!!!
  • Yine bir gün internette gezerken "Kozmik Beden Temizliği" denen birşey okudum.. İlginç geldi.. Mart ayında evimde yaptım..
  • Bu arada midemde ülser+reflü, troid nodüllerim, ayaklarımda&bacaklarımda problemler, devamlı başağrılarım sebebiyle ilaçlar kullanıyordum.. Doktorum kesinlikle kilo vermemi söyledi..
  • Sağlıklı beslenmeye, bol sebze ve meyve yemeye&yedirmeye çalışıyorum.. ekmeğimi kendim organik tam buğday unundan yapıyorum.. yoğurdumu kendim mayalıyorum, lorumu kendim yapıyorum.. ama bunun yanında günde 3-4 kez çay demliyor, dibini görene kadar içiyorum: yanında ise Allah ne verdiyse... Akşamları yemekten sonra siyah çay+tatlı+kuruyemiş+meyve+vs.. ise değişmez ritüellerimiz.. gece yatış 01.00-02.00.. Gündüzleri işte bilgisayar başında, geceleri ise TV karşısında veya yine bilgisayar başında, o koltuktan bu sandalyeye tarzında bir yaşam...


Ne zaman kadar?

04 mayıs 2009 tarihinde katıldığım "Beden Temizliği" programına kadar..

Bununla ilgili detayları daha sonra paylaşacağım ama öncesinde Nisan sonlarında "tesadüf olmadığını bildiğim" bir buluşmadan söz etmek istiyorum:

2007 yılında Diyet Kardeşliği sitesindeki DKZ grubuna katılmıştım. Bakayım eskilerden kimler var diye gezinirken, burada tanıdığım tubikkoyu ziyaret ettim.. Bu ziyaret beni mehtap ile buluşturdu.. Daldım yazdıklarına... Bir sınıf oluşturulmuş, zayıflamak isteyenlerin öğrenciler olduğu... Kayıtların son günü imiş.. Saate baktım: 23:58.. Nasıl kayıt oldum, nasıl kabul edildim, bilmiyorum.. Ama bildiğim, o sınıfın öğrencisi olmanın beni müthiş tetiklediği...

Kısacası 04 Mayıs 2009 tarihindeki "Detoks Kampı"yla başladığım ve bu sefer "kilo verme" değil "sağlığa kavuşma" odaklı yolculuğum, şu anda Mehtap'ın öğrencisi olarak devam ediyor..

Bir ay henüz dolmadı bile ama herşey çok güzel.. Kendimi son derece enerjik, mutlu ve sağlıklı hissediyorum.. Raporum yarın..

Sevgiyle...

1 Haziran 2009 Pazartesi

gidip de dönebilmek...

Ne kadar uzun oldu bu ayrılık.. 

En son 2007'nin kasımında yazmışım, sonra da ortadan kaybolmuşum.. 

Öncelikle yoğun tempo, sonra o yoğunlukta gittikçe bozulan yemek düzeni, geri gelen üstüne üstlük fazlasıyla geri gelen kilolar... Eee, ne yazacağım ki!?!? 

Bu blogun varoluş nedeni ve misyonu"kilolarımla mücadele"de yol arkadaşım olması idi.. Mücadele yok, arkadaş yok! Ne zamana kadar? 04 Mayıs 2009'a kadar... 

Gittim ve geri geldim arkadaşlar.. Geri gelebildim.

Mutluyum, huzurluyum ve gittikçe hafifliyorum: Ben "SAĞLIKLI YAŞAM"ı seçtim arkadaşlar.. 

Kendim için, ailem için.. 

Herşeyi yazacağım, bu bir ön selamlama... 

Hepinize merhaba... 

Sevgilerimle...