25 Haziran 2010 Cuma

sezon finali

Oğlum bugün karne alıyor. O'nu geçirdim okuluna sabah erkenden, sonra da yatmadım. Uzun zaman oldu yazmayalı; ya hayatın kendini tekrarlayıp durmasından ve yazacak yeni bir şey olmadığından veya hastalıklar her şeyin önüne geçtiğinden, yazılmamıştı. Şimdi yine yeni bir dönemeçteyken, buraya da notlar düşmeli ki geleceğe iz olsun...

Şimdi yağmur başladı. Hava öyle güzel ki... Bazıları için "kasvetli"dir böyle havalar ama ben severim. Yaprak kımıldamıyor, yağmurun tıpırtaları ağaçların yapraklarında ses buluyor. Martıların ara ara yükselen çığlıkları ve uzaktan gelen dalga sesleri de olmasa, sessizliğin sesini dinleyebilecek insan.

Bahçemdeyim. İki kat hırka giydim, bir de üzerime polar battaniye sarmış oturuyorum. Haziran 25 ama ben yine üşüyorum. Olsun, ben bu havaları çook seviyorum.

Çok uzun süreli oturamıyorum hâlâ daha. Belim geçmedi, bacağıma vuran sancılar da... Bu aralar ataklar biraz azaldı gibi, ya da -yeni gitmeye başladığım- "ağrı tedavi merkezi"ndeki tedavimden dolayı böyle hissediyorum.

Bir arkadaşım tavsiye etti bu yeri. O'na da gittiği bir prof. önermiş. Daha yeni  başladım, o yüzden yorum yapamıyorum. 10 seansın sonunda yazabilirim ancak ne kadar işe yaradığını. Ama şunu paylaşabilirim:
ilk seanstan sonra baktım hareketlerim çok rahat, ağrılarım azalmış gibi, kalktım biraz iş yapmaya... o arada sandalyeye çıkıp, düşen asmayı bağlamak istedim, tam inerken de ayağım takıldı ve yumuşak bir iniş yaptım sandalyeden ve yine "ah! belim!" deyip iki büklüm kaldım :((
Tabii böyle davranmamak lazım, tedaviyi sabote edecek davranışlardan kaçınmak lazım... Doktorum da dün kızdı zaten ve "bu süreçte dikkatli olalım" diye nazikçe uyardı.

Doktorumun dediği bir şey daha var: "kilo verelim"

"Ah, verelim verelim de nasıl?"

Demedim tabii..

"Evet, tabi.. Ben de çabalıyorum zaten" dedim...

İnce bağırsağımdaki emilimde problem olduğundan, bazı yiyecekleri dikkatli tüketmem veya tüketmemem gerekiyormuş. Meşhur "YORK" testinin bir benzerini yaptı doktorum. Vücuduma yaramayan yiyeceklerin listesini çıkarttı. 2 ay boyunca bu yiyeceklere yaklaşmamam gerekiyormuş. Mesela 'süt ve süt ürünleri (az miktarda keçi peyniri olabilirmiş), zeytin, karpuz, patlıcan' var ki listede, "peynir ve zeytinsiz kahvaltı mı?" veya "karpuz ve patlıcan yemeden yaz nasıl geçer?" diye sormak istedim ama sormadım. "Buna da şükür "deyip geçtim.

Doktorumun önerisi  "açlık ve yokluğunuzu dinleyerek" beslenin şeklinde. Hani 2007'de benim çok sevdiğim ama sonrasında aç kalma süresini dengeleyemeyip, çok aç kaldığım için mide sorunları yaşadığım DKZ sistemi vardı ya, işte aynı söylem burada da var:

  • Açlık/Tokluk duygumu geliştirecek ama bu sefer midemde kazınma başlayınca ertelemeyecek, ya bir parça ekmek veya meyve ile hafifçe geçiştirmeye çalışacağım,
  • gerçekten acıktığımda "önce mutlaka 1 bardak su ve sonrasında salata ve sebze yemekleri ve sonrasında da istediğim şeylerden ama doyana kadar" yiyeceğim.
  • Gıda intoleransı testinde çıkanlardan 2 ay uzak kalacağım. Sonraki 6 ayda da bunları sınırlı tüketerek, sistemimi revize edeceğim.
  • Meyve tatlı yiyecekleri açken yiyeceğim.
  • Protein ve karbonhidratı aynı öğünde yemeyeceğim.
  • Kalorisi yüksek gıdaları tadımlık olarak yavaş ve az yiyeceğim.
  • Geceleri yemeyeceğim.
  • Haftada 1 veya 2 gün "meyve/sebze/salata/su" orucu tutacağım. Yani bir nev'i detoksu haftalık uygulayacağım. 
  • Hem belim için, hem tüm vücudum için, egzersiz yapacağım.
  • Doğru nefes ve mediatasyon hakkında kendimi geliştireceğim. 
Kendime asıl söylediğim ise; tartıları sandıklara kaldırıp, şu "kilo verme işi"ni beynimden çıkartmak ve sadece sağlığıma odaklanmak. Bunu yaparsam gerisi kendiliğinden gelecek aynı geçen sene olduğu gibi...



Hepsinden öte, bundan böyle "önce can" diyeceğim. Yani demem gerekiyormuş. Nasıl olacaksa... Doktorum "zor ama yapacağız" diyor... "Değişeceğiz! Tüm yaraları, bizi üzenleri, kıranları, birikmişleri, affedemediklerimizi arkamızda bırakacağız ve değişeceğiz!"

Ben de tüm bunlardan ötürü, bu yazıyla "sezon finali" yapıyorum. Yaz boyu nasıl olacağım, nerelerde olacağım belli değil. Allah kısmet ederse, okullarla beraber evime döner, paylaşmaya değer bir şeyler varsa eğer, kaldığım yerden devam ederim.

Herkese gönlünce bir yaz dilerim. Sevgiyle ve hoşçakalın...



4 Haziran 2010 Cuma

"bekledim de gelmedi.." demeyeceğim

Geçen ay tartılma günüm 4 mayıs'da "yakın hedefe 1 adım" diye başlık atmışım. Çünkü 93,7 kg.idim ve "Yakın Hedefim" olan 89,9 kg'ya ulaşmama sadece 3,8 kg. kalmştı ki; "biraz ciddiyetle ben bunu rahat veririm" diye düşünüyordum.

Sonra hastalandım ve tüm "planlar" suya düştü!Neredeyse 15 gün boyunca bütün düzenim altüst oldu. Ne diyet, ne spor, hadi bunları geçtim, ne de kontrol kalmıştı.

Derkeeen; 21 mayıs'da yine 98,4'leri görünce, kendime yüksek sesle bir "hooopps" deyip dümeni yine hedefime kırıp ve yine kaybolmaya yüz tutmuş motivasyon ve neşemi geri kazanıp, "işte geldim burdayııım" şirinliğiyle yolculuğuma devama karar verdim!

Bugün rutin tartılma günüm. "94" rakamını gördüğümde, önce ne yalan söyleyeyim, üzüldüm. Hiç olmazsa, geçen ay olduğum rakamda kalabilseydim diye hayıflandım. Fakat sonra aklım başıma gelip, şu bir ay içinde ne büyük bir zigzag çizdiğimi hesaplayınca, 300 gr. için yaptığım şımarıklığa kızdım, mutsuzluğum umuda döndü yeniden. Çünkü:

04.05 : 93,7 kg.
21.04: 98,4 kg.
(yani 17 günde 4,7 kg. alma başarısı!!!)

21.05: 98,4 kg.
04.06: 94,0 kg
(yani 14 günde 4,4 kg. verme başarısı...)


Tüm bu rakamların bana söylediği tek şey şu: "yeter ki iste!"

21 mayıs'dan beri yine deli gibi istiyorum. Sağlıklı bir şekilde ayağa kalkacağım, spora başlayacağım günleri özlüyorum. Tartıdaki 89,9 rakamını görmek için çok ama çok sabırsızlanıyorum. 100'lerden 99,9'lu rakamlara inmek de keyifliydi, evet ama şu anda 80'lilerin hayali bir başka heyecanlandırıyor... Çünkü bu rakamı en son 2006 temmuzda görmüştüm.

2007
2008
2009
2010

Tüm bu zamanlarda hep o '2006 mayıs-haziran-temmuz aylarında hissettiğim hoşluğu' tekrar yaşamak için didindim. Aynen şu son bir senedir olduğu gibi "gittim-geldim", "gittim-gelemedim-sonra yine geldim"... Ama bir türlü o rakam bana görünmedi tam 4 senedir.

Şimdi artık vakit geldi diyorum. Eli kulağında diyorum. Temmuz 2006'dan sonra bir daha bana yüzünü göstermeyen 8'li rakamlar, yine bir temmuz günü bana 'merhaba' diyecek diyorum.

Hadi bekleyeyim ve göreyim :)))

26 Mayıs 2010 Çarşamba

hedefsiz olmaz!

Biraz önce Fizik Tedavi'den geldim. Belimden kalçama ve oradan da bacağıma inen ağrı zaman zaman azalsa da, bazen de -şimdi olduğu gibi- beni oturamaz, yatamaz, gezinemez, kısacası iş göremez hale getiriyor. Şu anda o ağrıyor, ben yazıyorum. Hani bozulan TV'leri, bilgisayarları, çalışmayan ankesörlü telefonları yunruklayan tipler vardır ya, ben de onlardan etkilenmiş gibi ama daha çok da içgüdüsel olarak, "iyi geleceğine inanarak", ağrıyan bacağımı yumrukluyorum. Sanki ağrısı azalıyor gibi o anda, sonra zonklamaya devam ediyor yine...

Kaç gündür evdeyim, kâh yatıyorum, kâh oturuyorum... Bilgisayar başucumda ama hiç göresim yok, sadece mecburi banka işleri için, bir de acil cevaplanacak mailler için açıyorum. Açmışken de takipte olduğım bloglara göz atıyorum. Sonra dönüyorum kitaplarıma.

Bu aralar hep okuyorum, hep okuyorum. Okumayı zaten çok severdim ama bir türlü, düzenli bir sistem oturtamamıştım. Bir bakarım günlerce soluksuz, sabah-akşam, arada-derede okurum, bir bakarım haftalar geçmiş ama elime bir kitap bile almamışım. DENGESİZ BEN'e bir örnek bu da... Geçen hafta; arkadaşlarla başladığımız ve 4 hafta süren "Anlayarak Hızlı Okuma" kursumuz bitti, belirli bir ilerleme olduğu için mutluyum ve şimdi hocamızın verdiği "eğitimin kalıcı olabilmesi için 21 günlük egzersiz programı"nı aksatmadan yapmaya çalışıyorum. Bu arada da, yaklaşık 1 ay sonraki buluşmamız için koyduğum "ben şu kadar sayfa kitap okumuş olarak geleceğim toplantıya" hedefimi tutturmak için devamlı okuyorum. Çünkü hocamızın da dediği gibi, "hedefsiz olmaz!" Yan gelip yatıyorum ama bir yandan da hedefim için, ödevlerimi aksatmamaya çalışıyorum.

Bugün bir egzersiz ödevim daha oldu. Bunu da "sabah akşam ve her hareketi 10'ar defa olmak üzere" yapmam için fizyoterapistim verdi. Verdiği hareketler, "streching" tarzı esneme harketleri: hepsi yerde, omurgayı rahatlatmak, bacakları ve bedeni germe & esneme üzerine yapılan yer hareketleri... Şu anda bazıları biraz zorlar gibi olsa da, keyifli... En azından yarım bıraktığım sportif günlerime geri döndüğümü varsaydırıyor bana!!! (sanki çok bi sportif hayatım varmış gibi :)))

Eee, gelelim sadede:

- Diyet işi n'oldu?

- Yandı, bitti, kül oldu!

demek üzereydim kiiii, aklım yine başıma son anda geldi ve geçtiğimiz pazartesi günü itibariyle, Sevgili eski diyetisyenim Güzin Çaltı'nın listeleri ile bu aleme hızlı bir dönüş yaptım yeniden (iyi hissettiğim bir gün, listeyle ilgili tüm detayları yazacağım)...

2005 yılının aralık ayında 101 kg. iken tanıştığım, beni 3 ana ve 3 ara öğünle tanıştıran, "Değişim Listeleri" ile keyifli ve esnek bir program sunarak, zorlanmadan ve aç kalmadan 2006 haziranında 88kg.'ya kadar inmeme destek veren sevgili Güzin Hanım'a teşekkürler buradan bir kez daha...

Sonra ne oldu? Sonra; her zaman önemini vurguladığım ama bir türlü yapamadığım "yaşadığımı, yaptıklarımı içselleştirmek" konusunda çuvalladığımdan, hepsi geri geldi!

Yani, tek suçlu benim!

Daha fazla yazamayacağım, yumruklar fayda etmedi (!), uzanmam lazım... Sadece; yoldan çıkar gibi olsam da, son anda yine direksiyonu "başarıyla" hedefime doğru kırdığımı söylemek istedim...

Sağlıkla kalın...

17 Mayıs 2010 Pazartesi

MG* Rapor VI

Bu yazı Mehtap'ın programında 6. haftamı bitirmem sebebiyle yazılmış olacaktı, daha evvelki "rapor" etiketli yazılarımda olduğu gibi...

Fakat 6. hafta gerçekleşemedi!

Gerçekten de büyük faydalar beklediğim ve bir nev'i detoks etkisi yapacak listelere başlamam ile bırakmam bir oldu. Çünkü geçen sene beni yaklaşık 2 ay -tabiri caizse- süründüren "bel fıtığı" rahatsızlığım nüksetti...

Yaklaşık 6 gündür çok kötüydüm. Yeme içme bir tarafa, canımın acısından gözüm hiç birşey görmüyordu :(((

İlaç tedavisi ve ardından Fizik Tedavi süreci başladı. O ilk zamanlara kıyasla, şimdi daha iyiyim çok şükür ama hâlâ ters bir hareket yapıp, ameliyatın kaçınılmaz duruma gelmesinden endişe ediyorum. Çünkü, çekenler bilir; doktorlar "bulaşık makinesinden bir tabak bile kaldırmayacaksın, bir tencereyi şuradan şuraya almayacaksın, vs..." diye sıkı sıkı tembih eder. Benim ise -maalesef- herşeye atlama huyum var! Şimdi kendimi tutmaya, hiç birşeye karışmamaya çalışıyorum. Hoş, istesem de şu anda yapamam zaten... Annem sağolsun bizimle ve herşey O'na teslim, ben de...


* * *

Ocak ayında da Mehtap'ın ilk 4 hafta listelerini TAM uygulamış ama 5. ve 6. hafta listelerini yapamadan tatile çıkmıştım. Şimdi bir kez daha; 4. haftayı bitirdim başarılı bir şekilde ama 5. (kısmî uyum) ve 6. haftalar yaşanamadı...

Bunun üzüntüsünü yaşıyorum çünkü bu programı kesintisiz "6 hafta prg.+koruma+şaşırtma programları" ile bir bütün olarak uygulamayı hedeflemiştim. Olmadı! Belki gelecek zamanlarda bir buluşma daha yaşanır ama şu an için zamanı belli değil. Öncelikle sağlığıma tamamen kavuşmam gerek...

Bugün itibariyle, belirsiz bir süreliğine, "dikkatli serbestlik" dönemini yaşamaya başladım... En önemli üç nokta var ki zaten hepimiz biliyoruz artık;

  • ne yemeli,
  • nasıl yemeli,
  • ne zaman yemeli...
Spor yapmam uzun bir süre mümkün görünmüyor, hatta tam tersi çok durağan bir dönem geçireceğim. Bu sebeple; gelecek tartılma günüme kadar "kilo verme değil, almama yönünde" çaba göstereceğim.


Sağlıkla kalın...




* MG: Mehtap'lı Günler

11 Mayıs 2010 Salı

yaşasın, yeni bir tartım oldu :)

Uzun zamandır yeni bir tartı (baskül mü demem lazım) almak istiyordum.

Evdeki digital tartımdan (güvenilirlik anlamında) pek memnun olmadığım bir yana; "verdiğim kilonun yağ mı, kas mı, su mu olduğunu bana söylesin" isteğim de yeni bir tartı arayışımı körükledi...

"Hangi marka olmalı"yı araştırırken, geçen gün yolum Doğubank'a düştü ve hiç aklımda olmayan BEURER marka tartı aldım. Daha sonraki araştırmalarım "iyi bir iş yaptığımı" bana gösterdi. Çünkü, tartı konusunda (o sırada tesadüfen dükkanda olan ve pekçok soruma sabırla cevap veren İstanbul satış Temsilcisi'nin ifadesi ile) "bu işin master"ını yapmış bir marka imiş BEURER (markanın ithalatçısından detaylı ürün bilgisi için, tık) ...








Aldığım ürün, bu markanın en son modeli imiş. 10 kişiyi hafızaya alma imkânı ve ayrıca "Bazal Metabolik Hız" ve "Aktif Metabolik Hız" da ölçebiliyor olması sebepleriyle bu ürünü tercih ettik.


Farklı model ve fiyatlı ürünleri bulabileceğiniz bu adres:




EGE ELEKTRONİK

Doğubank

Kat: 1 No: 126

Tel: 0212 512 74 20



İnternetten almak isterseniz, burada...



İlgilenenlerin bilgisine sunmak istedim...




10 Mayıs 2010 Pazartesi

MG* Rapor V

Mehtap ile 5. haftayı bitirdim ve çok önemli 6. haftaya başladım.

Bu haftanın önemi; buradaki listeden de anlaşılacağı gibi,  bir nevî arınma süreci özelliği taşıması olacak.

Bu sebeple, ben de bu haftadan maksimum fayda umuyorum. Özellikle 5. haftanın son 3-4 günü yaşadığım abartılar ve sapmalar düşünüldüğünde, yüklendiğim tüm toksinleri atmak için harika bir fırsat olacak.

5. hafta ile ilgili raporuma gelince;

Spor, listelere uyum ama özellikle de motivasyon anlamında -özellikle son 3-4 gündür- dipte olduğum bir hafta idi.

Sebeplerin başında, "bıkkınlık" geliyor. Her ne kadar  -son derece serbest bir programı uyguluyor da olsam- 5. haftanın başından beri; bıkkınlık, bezginlik, motivasyonda düşüş, heyecanı kaybetme gibi bir ruh hali içindeydim.

İşte tam da bu ruh halindeyken, ev ve iş hayatımdaki bazı düzensizlikler ile tepetaklak oluşumun rahatsız ediciliğini tatlılarda, çikolata paketlerinde gidermeye çalıştım...

Oysa bir kaç gün önceki yazımda demişim ki; "En önemli nokta ise; artık canım sıkıldığında veya üzüldüğümde, kızdığımda, çareyi yemekte aramıyorum. Bunlar için farklı farklı planlarım var artık. Yürüyüş, dans, vitrin gezme, internette dolaşma, film izleme veya kitap okuma. O anda içimden ne gelirse, o! Ama asla yemek ile ilgili bir eylem yok!"...

Demek ki; böyle yazılar kaleme almak, "tamam" demek için, benim daha çoook yol almam gerekirmiş! 

5. hafta öyle veya böyle bitti!
Futbolcuların da dediği gibi, "şimdi önümüzdeki maçlara bakıyoruz"...





* MG: Mehtap'lı Günler

4 Mayıs 2010 Salı

yakın hedefe 1 adım

Mayıs 2010 itibariyle, kilom 93.7

İnşallah Haziran'da 80'li rakamlara giriş yapabilirsem -ki bu benim yakın hedefimdi- yolculuğumun ilk etabını tamamlamış olacağım.

Bu sebeple, bu ay "ciddi" olma zamanı...

Ciddiyet, hırs, asılma, inat, odaklanma, inanç, özlem, gurur...

Hepsi ve daha fazlasını işe koşmam lazım bu ay...

İstersem yapabilirim!

3 Mayıs 2010 Pazartesi

MG* Rapor IV

Mehtap'lı Günler 3. hafta bitimi sebebiyle, geçen pazartesi tartılmıştım ve 94,3 kg. idi tartıdaki rakam. Yarın mecburen yine çıkacağım tartıya, ayın 4'ü olması sebebiyle ve bu yüzden, 4. haftanın en güzel özetini yarın tartıdaki rakam verecek aslında...
Fakat yine de, geleceğe not düşmek ve 4. haftada neler yaptığımı kendime hatırlatmak adına yazalım kısaca:

Listelere uyum, spor olarak vasatın biraz üzerindeydi diye özetleyebilirim kısaca 4. haftayı.

Bu hafta içinde 1 gün öğle yemeğinden itibaren, liste dışı yedim, çok yedim, yasaklı şeyler yedim... Sonra oturup "ah/vah" etmektense, "bugünü serbest gün ilân ettim" dedim kendime ve konuyu kapattım! Ertesi gün de kaldığım yerden, bir şey olmamış gibi devam ettim. Diğer günler listeye uyum iyiydi denebilir...


Bunun dışında, bu hafta 3 gün spor yaptım. Bu işi düzenli bir hale getirememiş olmaktan dolayı mutsuzum aslında. İstiyorum ki, en faydalı nasıl olacaksa, onu yapayım. Bunun için de en az 1 saat ayırmam gerekiyor ve ben maalesef ayıramadığım için, o gün sporsuz bitiyor. Halbuki; 1 saat yapacağına, 35' yap, 20' yap ama yap yeter ki! Yok, "ya hep, ya hiç"!!! Kurtulamadım şu huyumdan :(

Su konusu ise, çok başarılı ve çok seviniyorum buna. Çünkü gerçekten de susuz yaşayan biriydim ben. Siyah çay idi tüm sıvı kaynağım, hem de tüm "en alt seviyenin de altındaki" kan değerlerime rağmen! Bu yüzden, şimdi bu sıvı alımını özel değerlendirmeme şaşmamalı :)

5. haftaya gelirsek;


  • 4. haftanın listesi aynen geçerli olacak bu hafta da, yenecek ve yenmeyeceklere oradan bakabilirim.
  • Bu hafta aksam yemeğine çorba ile başlıyorum... "1 dilim ekmek arkadan da bir tabak herhangi bir yemek. Pirincsiz, bulgursuz, hamursuz bir yemek secmeniz gerekiyor ..Istedigimiz herhangi bir corba olabilir ama lutfen ustune yag yakmayin, un kavurarak ya da krema ekleyerek pisirmeyin.. Yani mumkun oldugu kadar basit olsun seciminiz..." der Mehtap bu haftayla ilgili
  • Haftada iki gün havuçlu salata yiyebilirim artık.. "Ama iki gün.. 3 değil.."
  • Sebze seçiminde de dikkatli oluyoruz: Hep bezelye, bakla değil, yapraklı sebzeleri çoğunlukta yemeğe gayret ediyoruz...
  • Salı ve perşembe günleri bir öğün yeşil çorba içeceğim ki Pazar günü istediğim bir tatlıdan küçük bir porsiyon yiyebileyim: bir dilim baklava mı, kazan dibi mi, dondurma mı, 2 küçük parça siyah çikolata(veya ara öğünde badem ve ceviz yemezsem fistıklı veya fındıklı) çikolata mı? Şimdiden düşünmeye başlayayım :)
  • Sabah kahvaltısı aynı listedeki gibi...
  • Su, su, su...
  • Spor, spor, spor
  • Tartılmak yok..

Havalar ısınırken, kalın ve sonnnn derece "kamufle edici" giysilere veda etmek durumundayken, 5. haftama başlıyorum ve çok ama çok mutluyummmm :)))

Darısı tüüüm hafifleme çabasındakilere...


* MG: Mehtap'lı Günler

2 Mayıs 2010 Pazar

Slim in 6

Çok etkili olduğunu duymuştum, indirmiş ama yapmamıştım.

Salı gecesi ilk videoyu yaptım, yattım. Ertesi günü kalktığımda ağrı-sızı yoktu, bütün gün oturarak çalıştım, ara ara kalktıkça bacaklarımda başlayan ağrıyı hissettim. Sonra arttı, arttı... 2 gün geçti, hâlâ oturup kalkarken zorlanıyorum... Acaba gerçekten çok etkili bir çalışma mı, yoksa yanlış birşeyler mi yaptım? Emin değildim ve buraya gidip biraz bilgi toplamak istedim:

Bu videoyu bizimle tanıştıran Senemhan (günlüğü burada) diyor ki;

"Arkadaşlar ben bu programı uygulamaya başladım. Yabancı sitelerde çok etkili olduğu yazılmış. Program üç ana egzersiz videosundan oluşuyor:

1. Start It Up
2. Ramp It Up
3. Burn It Up

İki tanede bonus video var. Bunlarda Slim & 6 Pack (Karın egzersizleri) ve Slim & Limber (Streching egzersizleri)

Program iki şekilde uygulanabiliyor.



  • İlk seçenekte ilk 2 hafta birinci video, sonraki 2 hafta ikinci video ve son iki hafta üçüncü video.
  • Diğer seçenekte ilk hafta birinci video, sonraki 2 hafta ikinci video ve son üç hafta üçüncü video.
Videolar haftanın altı günü yapılacak, bir gün dinlenilecek. Diğer bonus videolarıda kafanıza gör istediğiniz her zaman yapabiliyorsunuz."




linkler için buraya...

Foruma yazanlar demiş ki:


  • "Bu arada bugün Slim in 6'le üçüncü günüm. İnanılmaz bir video. Resmen öldürüyo adamı. Üzerimden kamyon geçmiş gibi. Eğer daha önce fazla spor yapmadıysan Turbo Jam'le başla. Ben iki yıldır egzersiz yapıyorum. Bacaklarımın hiç bu kadar tutulduğunu hatırlamıyorum. Bu kadar tutulduğuna göre kesin çok işe yarıyo. Pazartesi kilo ve ölçülere bakıcam. Bakalım ne kadar değişecek. Bu arada Leslie'lerde kardiyo onları da deneyebilirsin. Turbo Jam kadar eğlenceli değil ama ben Leslie ve diyetle 5 ayda 20 kilo verdim, aklında bulunsun.."


  • "Tutulurum diye dusunmustum ama dusundugum gibi olmadi. Aslinda kollarim ve sirtim daha cok agriyor bacaklarima gore. ust bacakta hafif bir agri var o kadar. Ben elma vucutluyum bacaklarim daha guclu ve zayif, butun kilolar ust kisimda. O nedenle sanirim egzersizleri yaparken bile kollarim agridi bacaklarim gayet iyiydi. Neyse sonuc olarak butun vucudu calistiriyor ama ozellikle alt vucudunda sorun olanlar icin super.. ("evet o yüzden benim için çok iyi, ben armut vücutluyum.."demiş başka biri.)


  • "...elma vücutluyum diyosun, Slim & 6 Pack'i denedin mi? Yaptığım en iyi karın videolarından, denemediysen mutlaka dene. Bütün karın bölgesini çalıştırıyo. Ben hergün yapıyorum onuda.karın için olanı sadece 11 dakika, ama oldukça etkili, hatta bugün yabancı forumların birinde okudum. Birisi hayatım en uzun 11 dakikası diyodu. Bana o o kadar zor gelmedi, ama gerçekten bütün karnı çok güzel çalıştırıyo ve inanılmaz terletiyo beni.Start It Up 25 dakika, bütün vücudu çalıştırıyor, ama en çok bacakları, benim bugün 4. günüm hala bacaklarım tutuk.Ramp It Up 47 dakika, Burn It Up 59 dakika ve Slim & Limber (esneme hareketleri) 14 dakika.."

...

29 Nisan 2010 Perşembe

işte öyle bir şey...

Pazartesiden beri iyi değilim.

Hem bedenen, hem de ruhen. Bedene iyi gelen -şu an için- dinlenme... Onu yapıyorum bu hafta.

Ruha iyi gelecek şey de -benim için- biraz içe dönme... Biraz dedim ama aslında ne kadar uzun olursa, o kadar iyi...

* * *

Mayısın 4'ü rutin tartılma günü, sonucu yazacağım. O zamana kadar "bu hallerim" de geçer belki...

Listeler (iyi-orta), spor (orta) ve su (çok iyi) ile yoluma devam ediyorum.

Dün "serbest gün" yaptım kendime... "İhtiyacım vardı, iyi oldu" diye düşünüyorum. Bir daha -Mehtap'lı Günler'in 6. haftasının sonuna kadar- tekrarlanmaz en azından.

Sporda yeni bir programa başlıyorum... Araştırmalarımı tamamlayayım, konu hakkında yazılanları iyice okuyayım, paylaşacağım...

Şimdilik, kalın sağlıcakla...

başlıksız!

Hani bahar gelmişti. Ellerim buz gibi. Zira ev de öyle. Bugün güneş yüzünü azıcık gösterdi ama fayda etmiyor, üşüyorum çok. Azıcık elektrikli ısıtıcıyı çalıştırayım dedim, sonra da vazgeçtim. Gidip, bir hırka daha geçirdim sırtıma. Belki geçirir üşümemi...

Pazartesiden beri bir tuhaflık var aslında. Hiç keyfim yok. Evdeyim bu aralar ondan mıdır, yoksa evle ilgili düzende bazı değişiklikler oldu da bu mu etkiliyor ruh halimi, bilmiyorum. İşle ilgili hafta sonu yaşanan can sıkıntıları da sebep olmuş olabilir, ev halkının biri bitip diğeri başlayan sağlık sorunları da... Hepsi geçici aslında, hepsi bir çözüme kavuşur, kavuşacak biliyorum. Eee, ne o zaman?

Sorun başka, sorun derinde.

Evle, kendimle ilgili umudum var, çözümlerini biliyorum, elimde çünkü...

Diğeriyle ilgili ne çözüm, ne umut; varsa yoksa hüzün...

26 Nisan 2010 Pazartesi

MG* 4. hafta

Mehtap'lı Günler Programı'nda, ilk 3 haftada 1,5-4 kg. arasında kilo kaybı bekleniyor. Benim kaybım -2 kg. oldu.

Geçen ocak ayında aynı listeyi uyguladığımda, 3 haftada 3,5 kg. vermiştim. Yalnız o dönemde, çılgın yeme modunda 98 kg. olmuş, sonrasında bu listelere başlamıştım. Yani eğri üst seviyedeyken, aşağılara inmesi de kolay olmuştu. Çünkü - o zaman da yazdığım gibi- son alınan kilolar yer yapmadan çok çabuk verilebiliyor ve ayrıca vermeniz gereken kilo ne kadar çoksa, başlangıçta o kadar hızlı kilo kaybı gerçekleşiyor.

Bugün 4. haftaya başladım. Neler var bu hafta, bakalım:

  • Kahvaltı aynı. Siyah zeytine kavuşabilirim, geçen hafta yeşil yemiştim.
  • Ara öğünler aynı. Meyveyi tek başına yemeyeceğim.. Hep aynı meyveleri yemeyeceğim. Geçen hafta listeden çıkan; ceviz, fındık, badem, vs. yine listede olacak.."Degisik renkli meyvelerden meyve salatasi yapin ve 5 adet badem, 1 ceviz koyun icine ornegin.." sözüne kulak vereceğim bu hafta...
  • Etli veya etsiz sebze yemekleri.. Yağ yine ölçülü ve çoook az..UNUTMA!
  • Öğle yemeğinde yenilik: BU HAFTA 2 GÜN, SEBZE YEMEĞİNİN YANINDA 2 KAŞIK BULGUR (pirinç de veriyor ama ben ille de bulgur diyenlerdenim:))
  • "Cumartesi veya Pazar gunu oglen yemeginizde, kuru fasulye, yesil mercimek veya nohut yemegi pisirebilirsiniz.. Pilavla yiyecekseniz hakkiniz 4 kasik, pilavsiz yiyecekseniz, o zaman 1 incecik dilim ekmek ve 5 kasik yemek yiyebilirsiniz.." der Mehtap. Yemek değil de piyaz şeklinde de tüketebilirsiniz baklagilinizi...
  • Tartılar yine ulaşılamaz noktalara kalkmalı ama mayısın 4'ünde rutin tartılmam var, sonrasında; Mehtap'lı Günler'in 6. haftası bitene kadar (17 mayıs) tartılmak yok!

bir alıntıyla bitirelim o halde:

* "... bu ise baslarkenki heyecaninizi kaybetmeyin ve dunyanin yukunu, yasamaya, ama iyi ve saglikli yasamaya devam ederek hafifletmeye karar verin.."

Hadi bakalım, kolay gelsin...

MG* Rapor III

Mehtap'ın programında 3. haftanın sonu demek, "unutmamız gereken tartıları yerinden çıkartma zamanı gelmiş" demek...

Bu sabah oğlumu okuluna yolcu ettikten sonra, 45' yürüdüm bantta. Sonra diğerlerinin okul hazırlıkları ve yolcu edilmelerinin ardından, kendimle baş başa kaldım. Kendimle ve tartıyla...

Şimdi düşünüyorum da, cahillik ne zor şey! Aslında daha da zoru, cahillik ettiğinizi bilmezden gelmek! "Bu da nereden çıktı şimdi?" derseniz; tartıldıktan sonra iç huzuru ile kahvaltımı yaparken, bir yandan da hiç aç kalmadan sağlıklı bir şekilde incelmenin rahatlığı ve mutluluğu ile daldım eskilere...

"Ne aptalca diyetler yaptım ben vakti zamanında" diye geçirdim içimden. "Lahana Diyeti"ni bir daha yap deseler yapar mıyım acaba? Ya İsveç Diyeti'ne ne demeli? Resmen öleceğim sandım, başımda tuhaf bir ağırlık vardı diyet boyunca ve her an sağlığıma kötü bir şey olacak diye bekleyerek (belki psikolojik, belki gerçek) 13 günü tamamladım inatla! Ölmedim ama tövbe ettim, "bir daha mı, asla!" diye... Bu diyeti incelerken 7. gün menüsünde; "sabah: şekersiz çay, öğle: ızgara et (200 gram), taze meyve ve akşam: hiçbir şey" gördüğümde 'nasıl yani?' demiştim... Bir de 2. gün menüsünde "öğle: 1 dilim salam, 100 gram yoğurt" vardı! Salam ya, salam! Buna rağmen 13 günü bitirdim, kaç kilo verdiğimi hatırlamıyorum şimdi ama sonra kat be kat fazlasını aldım tabii ki!

Ne büyük salaklık, ne büyük ahmaklık... Sen götür tatlıları, börekleri lüp lüp, sonra da elalemin senin gibi salaklar için uydurduğu bu akla ziyan safsatalara, şarlatanlıklara inan, kendine de etrafındakilere de eza çektir!

Neyse ki, şükürler olsun ki, bitti o "okumuş cahillik dönemi"... Şimdi "mantık" işbaşında ve her şey olması gerektiği gibi. Yani;


  • Hiç aç kalmadan sağlıklı ve bilinçli besleniyorum, sadece kendim değil, tüm ailem ve çevremdekileri de bu konularda bilinçlendirmek için elimden geleni yapıyorum...
  • Mümkün olduğunca fazla hareket ediyorum, yaz geldiğinde ailecek spor yapabileceğimiz imkânlar daha da artacak, bunun için sabırsızlanıyorum. Spor artık işkence değil, zevk benim için...
  • En önemli nokta ise; artık canım sıkıldığında veya üzüldüğümde, kızdığımda, çareyi yemekte aramıyorum. Bunlar için farklı farklı planlarım var artık. Yürüyüş, dans, vitrin gezme, internette dolaşma, film izleme veya kitap okuma. O anda içimden ne gelirse, o! Ama asla yemek ile ilgili bir eylem yok!

Tüm bunlardan "ben bu işi mükemmel yapıyorum artık" sonucu falan çıkmasın... Kaçamaklarım oluyor ve olacak da, işin -bence-tadı tuzu onlar... Ama nerede duracağımı biliyorum, dizginler benim elimde ve kaptırmaya niyetim yok, hepsi bu!

Gelelim sadede :)

5 Nisan 2010'da "96,3 kg". ile başladığım Mehtap'lı Günler'de 3. haftayı;


  • Listelere % 95 uyum (ne yenecek, ne zaman yenecek),
  • Yasaklara %75 uyum (tatlı, çikolata, et yerine kıyma, light yerine normal, vs.),
  • Tavsiye edilen sıvı alımına %99 uyum (su, metabolizma çayı, yeşil çay),
  • Tavsiye edilen hareketliliğe %85 uyum (3 haftada birkaç fire)
ile, "-2 kg." vererek tamamlamış bulunuyorum.

4. hafta ile yola devam...

4. haftanın kuralları, az sonraaaa...




*MG: Mehtap'lı Günler

20 Nisan 2010 Salı

giden yağlar olmalı

Geçen gün spor ile ilgili bazı araştırmalar yaparken, şurada rastladığım bilgiyi paylaşmak istiyorum:

"YAĞ YAKAN HAREKETLERŞöyle bir zayıflama programı denemenizi istiyorum… Aşağıda sayacağım hareketlerden 4 tanesini seçin ve haftada 3 gün egzersiz yapın. Bu hareketleri 3 set olmak kaydıyla orta derecede ağırlık ile 12-15 tekrar çalışın. Bu ortalama olarak hareket başına 15 dakika sürecektir. Aşağıda verdiğim kalori miktarları ortalama bir ağırlık ile çalışan 70 kg. lık bir kişi için geçerlidir. Toplam olarak 1 saatlik bir ağırlık çalışması ile karbonhidrat depolarınızı erittikten sonra 15-20 dakikalık bir kardiyo egzersizi yapın, böylece siz kardiyo egzersize başladığınızda vücudunuz direk olarak yağ yakan bir fırın haline gelmiş olacaktır... "



Çömelme Hareketi
Yakılan Kalori : 55


Dambıllar ile Tek Adım Çömelme
Yakılan Kalori : 57



Kucak Hareketi (Deadlift)

Yakılan Kalori : 59


...


Devamı için "kaanla zayıflama" blogunu ziyaret edin... Tavsiye ettiği fotoğraflı hareketler ve diğer faydalı bilgiler ilginizi çekebilir...



19 Nisan 2010 Pazartesi

MG* Rapor II

Mehtap'lı Günler'in ilk 15 gününü tamamladım.

Eksilerim:

  1. İlk 15 gün pirinç, bulgur yok: Pilav olarak değil ama 1-2 sefer çorbanın içinde pirinç ve sebze yemeğinin içinde bulgur yedim.
  2. Kıyma yok: Evde pişirdiğim kıymalı sebze yemeklerinden, mecburen ben de yedim. Fakat pişirirken kıymanın yağı ile yetindim (zaten yağsız idi) ve tekrar yağ koymadım.
  3. Köfte yok: Geçen akşam evde yaptığım, tambuğday ve çavdar ekmekle hazırlanmış köftelerden 4 adet yedim.
  4. Muhallebi, tatlı yok: Tramisu'dan tırtıkladım.
  5. Sucuk yok: Dün pazar kahvaltısında 1 adet ince kesilmiş sucuğu -eşimin ısrarları ile- yedim.
  6. Mumkunse light yogurt, peynir ve sut tuketiyoruz: Eve light ürün sokmuyorum. Sütü "sokak sütü" tabir edilen kapıya gelen sütçümden alıyor, kaynatıyorum. Tencerede iyice soğuyana kadar tüm kaymaklarını bir kahvaltı kasesinde topluyorum (özellikle çocuklarım bayılıyor buna). Yoğurdumu da yağı mümkün olduğunca alınmış bu sütten yapıyorum, kaymaklı olmuyor. Peynir de; alışık olduğum tattan taviz veremediğim, öbür türlü peynir yiyemeyeceğim için, klasik ezine beyaz peynir... Miktar belki daha az ama maalesef yağlı...
  7. Her zaman yediginizden daha azini ama mutlaka daha azini koyun tabaginiza: Zaman zaman; sadece sebze de olsa, salata da olsa çok kaçırdım. Nasılsa sebze diye önemsemedim ama maksat bir yandan da mideyi küçültmekse, dikkatli olmak lazım aslında...

sanırım bu kadar :(

Şimdi de Artılarım:

  1. Hmm... En önemli "aferin"im; Mehtap'la 2 hafta, son kararlı başlangıcımın üzerinden 4 hafta geçti ve her zaman "amaan, hadi boşver, ye gitsin, yarın tekrar başlarsın" diyen içimdeki "nefs" bu sefer sesini çok çıkaramadı. Çıkaracak oldu ama baktı kimse duymuyor sustu! Yukarıda yazdığım mini kaçamakları önemsemiyorum bile ben... Çünkü bunların kat be katını yaşardım başka zaman olsa ve sonra da "battı balık" diye o günü aklımda bile olmayan yiyeceklerle tamamlardım. Ertesi gün de baştan başlardım! Bu seferin başka olacağının en büyük delili, işte "bu duruşum" bence :))
  2. Listelere uymada ciddi gayret vardı. Öğle yemeğimi, yeşil çayıma - metabolizma çayıma varana kadar yanımda taşıdım. Ara öğünlerimi de öyle...
  3. Ennn büyük sorunum olan "akşam yemeğinden sonraki çay faslı", biraz biraz yoluna girdi. En azından kriz şeklinde gelip, kendimi nutalla kavanozu elimde bulmuyorum... Eğer çok kıvranıyorsam, 2 kayısı arası ceviz ile gideriyorum isteğimi... (Şunu söylemeden geçemeyeceğim; çiftlikten gelen günkurusu kayısı da baklavayı aratmıyor yalnız! 2 tane yeseniz, yetiyor.. tavsiye ederim :))
  4. Su, su, su... 8-10 bardak su içmezseniz olmaz! İçiyorum; hem de -eskisi gibi- içim bir tuhaf olarak değil, lıkır lıkır, isteyerek...
  5. "Sebze olarak, havuc, pancar, bezelye, bruxel lahanasi, cok olgun domates yemiyoruz" demiş Mehtap, yemedim...
  6. Şeker zaten kullanmıyorum.
  7. Hareketlilik konusunda da iyiydim aslında... Henüz çok düzenli olamasa spor programım, 1-2 fire vermiş olsa da haftada; yürüyorum, dans ediyorum, yer hareketleri ile bölgesel çalışıyorum... Bir reklamda kullanılan, "Bugün olmayacak, ama bir gün olacak" benim de sloganım... Her gün ayna karşısına geçtiğimde, bunu söylüyorum kendime: "bir günde gelmedin ki bu duruma, 1 günde düzelesin..." Sabır... Azim...
  8. Hiç tartılmadım.

Neyse.. Artılarım eksilerimden 1 fazla çıktı :) Bu da gidişatın güzel olduğunu gösteriyor bence ama bunu haftaya pazartesi günü, tartılma gününde göreceğiz aslında...

Gelelim bu haftaya:

  • Yaşasın, bu hafta kahvaltıda 1 gün, 1/2 simit ile beyaz peynirn var:)) Hani cumartesi günü gelen krizde gönlümden geçirdiğim gibi, sınırsız değil ama olsun... Ben o yarım simidi koklaya koklaya nasıl yerimmm... Sabah okula gelirken, yakındaki simit fırınında durdum, "şimdiden alayım da simidimi" dedim "nasılsa fırında çıtır hale getireceğim... dönüşte fırın kapalı falan olur; aklımda duracağına, midemde dursun hesabı :))" Yani yarın sabah ziyafet var :)
  • Kahvaltı çeşitlemelerine devam. Mesela ben bugün kahvaltımı; 4 kaşık müsli (şekersiz, kuru meyveli) ile süt ve sade filtre kahve ile yaptım. Çok da iyi geldi. Haftada 2 gün yumurta yemeyi düşünüyorum, yumurta yediğim gün peynir yemiyorum... Sonra "1 gün lor&ekmek," "1 gün kaymak&pekmez&ekmek", "1 gün de evde yapilmis en basitinden kek ve çay/sütlü kahve"... Ee, hafta bitti zaten...
  • Ekmekler çeşitli olacak yine...
  • "Peynir seciminiz daha cok yagsiz beyaz peynir, lor, cokelek, edirne peyniri olmali. En az da krem, kasar, gravyer, rokfor, cheddar yiyin.." diyor Mehtap.
  • Siyah zeytin yerine bu hafta yesil zeytini tercih edeceğim..
  • Ara öğünlerde bu hafta daha cok yogurt-biskuvi, yogurt –meyve, meyve-biskuvi tercih etmem lazım... Elma ve portakal hep yediğim meyveler, küçük bulursam, çilek de alabilirim veya kivi de olabilir...
  • En az 1 öğünde çorba içeceğim: kremasız olacak, un kavrulmamış olacak...1 kaşık bulgur eklenmiş sebze corbası, yayla ve ezogelin çorbası, daha az olarak tarhana...
  • Et olarak balık, tavuk ve hindi olacak tercihim...
  • "Balık seçiminde de bu hafta biraz daha dikkatli davranıyoruz. Kalkan, uskumru, palamut, somon gibi yağlı balıklar yerine, levrek veya dil balığı gibi daha az yağlı olanları tercih ediyoruz."
  • "Sebzelerden bu hafta lutfen ispanak, kabak, bamya, karnabahar, kuskonmaz, pazi, lahana, broccoli, yesil biberi tercih edin.. ispanakli yumurta yapin ornegin.."
  • "Bezelye, enginar, kereviz, bruksel lahanasi, bakla, yer elmasi, havuc papates ve kirmizi biber grubundan sadece birini veya ikisini bir kez pisirin.."
  • "Bu hafta avokado yemeyin."
  • "Yogurdu mutlaka az yagli ve kaymaksiz olandan tercih edin. Bir kaseden fazla yemeyin."
  • "İkinci ara öğünde de badem, ceviz ve fındık miktarını azaltıp, yoğurt ve meyve, meyve ve bisküvi yiyin. Ya da 1 bardak az yağlı süt icin"

der Mehtap...

  • Adaçayı yerine ıhlamur öneriyor.
  • Ben zaten kullanmıyorum ama süttozunu da önermiyor, süt ekleyin diyor.
  • Hareket, su kesinlikle olmazsa olmazlar..

veee bu haftanın asıl önemlisi;

  • Persembe-Cuma-Cumartesi günü, günde sadece 1 öğün (ben akşamları içmeyi düşünüyorum) "yeşil çorba" içecegiz, diğer öğünleri aynen uygulayacagiz...

(yeşil çorbanın tarifi burada)

Yol haritası elimizde. Hadi bakalım, bu haftayı da yüz akıyla bitirelim de, tartıyla buluşmaya hoplaya zıplaya gidelim :))



*MG: Mehtaplı Günler

17 Nisan 2010 Cumartesi

kriz geliyorum der mi?

Cumartesi ve evdeyim. Daha doğrusu az önce geldim oğlumun veli toplantısından.

Sabah kahvaltı yapıp çıktım evden: 4 kaşık müsli, 1 bardak süt, 1 fincan sade filtre kahve.

Saat 11:00'de ara öğün yapmam gerekiyordu ama fırsat bulamadım koşturmaktan. Sonra baktım saat 11.30'a geliyor, 1 /2 fincan sade nescafe ile 1 tuzlu 1 tatlı mini kurabiye aldım. Çantamda meyvem olmasına rağmen, kalabalıkta çıkartıp yiyemedim.

Okuldan çıktığımda saat 12:45 olmuştu. Çantamdaki elmayı çıkarttım hemen çünkü 'eve gidene kadar aç kalmayayım, mideme bir şeyler girsin, kriz olmasın' dedim. Ama oldu!

13:30'u geçmişti eve geldiğimde ve o andan beri deli gibi kafamda uçuşan fikirleri kovmak için yazmaya başladım. Kriz hali bu olsa gerek!

Mutfağa girsem ve içimden geçenleri hazırlayıp, masaya kurulsam. 4 kaşık veya 1 adet falan değil, patlayana kadar yesem...

Mesela; bol yeşillikli, ekşili kısır ve yanında çıtır çıtır bir börek...

Mesela patates salatası; yağı, tuzu, ekşisi, yeşilliği yerinde...

Mesela annemin yaptığı usulde ıspanaklı pide, yeni fırından çıkmış, içi sulu sulu...

Bunların hazırlaması uzun sürer belki, o zaman karışık tost da olur... 1 adet değil tabii ki, midem "stop" diyene kadar...

Ya da bol susamlı simit, yağlı, güzel bir beyaz peynir, sonra kaşar peynir, z.yağlı, kekikli, pul biberli zeytin çeşitlemeleri ile güzel bir çay sofrası... Simit fırında tekrar ısıtılmş, çıtır hale gelmiş olmalı, 2'den azla doymam ama, ona göre...

Hepsi tuzlu bu saydıklarımın, üstüne tatlı da ister miyim? Hmmmm... Yok, bunlar olsun, yeter gibi geliyor şu anda... Ama karnım doyunca, belki o zaman tatlı krizi başgösterir, ben de Nutella kavanozuyla buluşurum, en pratiğinden... Kaşık kaşık, midem bir tuhaf olana kadar...

Ya da derin derin nefes alırım... Camdan dışarı bakarım, düşünürüm; bahar&yaz, tatil, güneş, geçen vitrinde gördüğüm ve uçuşan etekleri olan elbise, mezuniyet balosu, sene sonu yemekleri, dolapta 3 senedir etiketi dahi çıkmamış, giyilmeyi bekleyen o kapri pantalonlar...


***

Kriz durumum azaldı galiba... Yani deminki çılgın halim hafifledi...

Çay demliyorum, yeşil çay... 1,5 dilim ekmek, lor, zeytin, yeşillikler ile öğle yemeği ve ikinci ara öğünümü birleştiriyorum. Yani, simit olmasa da, yukarıdaki hayalime yakın yine de... Yoksa, şu anda ne karnabahar haşlaması yiyecek halim var, ne ton balıklı salata...

16 Nisan 2010 Cuma

cha cha cha

Akşamları yatmadan Leslie'nin Lower Body çalışması yapmaya çalışıyorum. Biraz tekdüze ama aynı zaman da bacaklar için ayrı bir çalışma şart diye aksatmamaya çalışıyorum fakat çok da gönüllü olduğum söylenemez.

Dün gece, yine bu çalışma için hazırlandım. Sonra şuradan indirdiğim "Crunch Workout - Cardio Salsa (40 min. Fitness)"a bir göz atayım dedim, bayıldım; eğlenceli ve hızlı...

Hem ter attım, ama hiç off'lamadan...Hem de hareketleri kaçırmayayım derken, süre nasıl geçti, anlamadım!

Kısacası; hem fit olmak, hem eğlenmek, tüm bunları yaparken de öğrendiğiniz dans figürlerinin (salsa, samba, mambo, cha cha :)) yanınıza kâr kalmasını istiyorsanız, Cardio Salsa süper bir seçim...


mini sapma!

Diyet yaparken  hep evde mi oturmalı?
Kapı dışarı çıkmazsak, misafir de kabul etmezsek, oh ne âlâ! Herşey süper, diyet de süper o zaman. Ama bir yere gitmeniz gerekiyorsa,  dikkât! Kararlı duruşunuz masal olabilir!

Sabah kuzenlerimle kahvaltı için sözleştik. Ama ben; sabah 9'da tok karnına ilaç almam gerektiğinden, evde kahvaltımı yaptım (sadece 1 meyve de yiyebilirdim ama midem hassas bir döneminde olduğundan, listede olan seçeneklerden yaptım kahvaltımı...).

Sonra, kuzenlerle bir kahvaltı daha...

Sonra öğle yemeği yemeden,  misafirliğe ve orada "ilk15 günde kesinlikle yok, yemeyin" denmesine rağmen, 2 börek!

Şu anda kötü hissediyorum. Yani vicdanen kötü!

Yediklerimi düşününce, "çok abartmamışım" aslında dedim kendi kendime.

6 haftayı bitirmiş olsam, "yerine sistemi" ile dengelenebilecek bir gün aslında.

Beni asıl huzursuz eden; çok önemli olan ilk 6 haftada, hele de ilk 15 günde, "sakın sapmayın" denmesine rağmen, sapmam oldu! Hele hele 2. börek olmamalıydı! Olmamalıydı! Olmamalıydı!

*

Saat 08.30 (KAHVALTI): 1 dilim ince çavdar ekmeği, 1 tk kaymak, 1tk pekmez, yeşil çay
(yani Mehtap'ın listesine uygun)

Saat 10.00 (ARA): 1 dilim kepekli ekmek, 1 parça örgü peyniri, çok az dil peyniri, 1 yumurta, yeşil çay
(burada da bal, salam, t.yağ, krem peynir, taze kaşar, beyaz peynir, siyah ve yeşil zeytinlere, ceviz ve kayısıya dokunmadığım için aferin aslında... ama peynir ve yumurta aynı öğünde fazla oldu ve ara- ana öğün şaştı diye, yine de "offfff" )

Saat 11.00: Sade Türk kahvesi

ÖĞLE YEMEĞİ:  YOK !!!

ARA:  1 peynirli, 1 kıymalı börek (fırında, sigara böreği şeklinde, çift kat yufkalı) ve çay
(işte burası "cık cık cık" :(((  )



Şimdi telafi için; akşam yemeğinden önce 1 saat yürüyüş ve sonrasında yemekte de;

  • Tavuklu salata,
  • karnabahar haşlama,
  • yoğurt
(karbonhidrat yok!)

Gece: yeşil çay, 1 portakal


 * * *


Hadi bakalım, walk walk walk...

(Endorfin* nerdesin? Sana ihtiyacım var...)






*Genellikle, yapmakta olduğumuz sporu en az 30 dakika devam ettirdikten sonra, endorfin hormonları salgılanır. Endorfinin vücuttaki işlevi morfine benzetilmektedir. Hem doğal bir ağrı kesici, hem de yatıştırıcı niteliği vardır.

15 Nisan 2010 Perşembe

rapidshare

Burada bir hazine var: 

Summary Index for Exercise & Fitness Media

  • Yoga,
  • pilates,
  • kickbox,
  • salsa, samba, cha cha, mambo
  • cardio,
  • belly dance,
  • walking,
  • body building,
  • meditasyon,
  • masaj

ve daha fazlası pek çok konuyla ilgili onlarca videoyu indirebileceğiniz adresler, alfabetik olarak sıralanmış. Aradığınız videoyu Ctrl+F ile aratın diyorlar.

Konu; ilgili harfin altında sıralanabileceği gibi, bazen de videonun ismiyle de listelenmiş olabiliyor. Mesela "YOGA" videolarına; hem "Y" harfinin altında listelenmiş linklerden, hem de "#, A-B" başlığında  "10 Minute Solution" isimli video serisinden ulaşmak mümkün... Veya; "Pilates" ismiyle açılmış bölümde pek çok link olduğu gibi, "D" harfinde "Dummies"in Pilates videoları da bulunmakta...


Ayrıca, "linklerin çalışıp çalışmadığını kontrol etmediğini, sadece gönderilenleri bir araya getirdiğini" söylüyor admin... Bu yüzden kontrol etmeniz öneriliyor. Bazı dosyalar için şifre gerekmezken, bazıları için gereken şifreler linklerin altında verilmiş.
 
Diğer uyarıları da okuyup, hangi sporla ilgileniyorsanız, başlayın derim...

hamiş1:  Sayfanın başında yazan "Download Summary Index for Exercise & Fitness Media Full Fast Download" kısmına tıklamayın. Ücretli üyeliğe götürür sizi... Normal indirmelerde üyelik istemiyor. Eğer üyelik isterse; burada Turkuaz adlı üye "üyelik adı ve şifre" vermiş :)
 
hamiş2:  Daha evvel de söylediğim gibi, böyle peş peşe rapid indirmeleri için bir program gerekli. Yani, tabi ki şart değil ama, pc'nin başında esir olmak istemiyorsanız, süper ötesi bir kolaylık. Ben "JDownloader" kullanıyorum ve çok memnunum. Google'da aratın, ücretsiz olan bu programı indirin önce... Sonra, hangi videoları istiyorsanız, kopyalayın peş peşe... Gerisini JDownloader halleder. Bu arada kotalı ADSL kullanıyorsanız, dikkat! İnsan kaptırıp gidiyor çünkü...

bakımsız olmanın dayanılmaz ağırlığı

Karar verdim;  biraz daha bakımlı olmak lazım diyet zamanları. Hele bir de rahatsızlığınız da varsa, aman dikkat!

2 gün gezmek bana yaramadı. Evvelki gün başım, dünden beri de midem kötü. Sabah çıkarken, hâlâ ara ara devam eden spazmlar sebebiyle, ne doğru dürüst saçıma başıma bakabildim, ne de üstüme başıma. Ama bakmalıymışım! Çünkü bugün, 1 değil 2 değil 3 değil, karşılaştığım her üç kişiden birine rapor verdim neredeyse.


-Ne o hasta mısın?
-Evet, midem...

-Rengin solmuş, hasta mısın?
-Midem!
(Aslında solgunluk,  cilt doktorunun verdiği 50 faktörlü koruyucu kremin verdiği beyazlık ama detaya girmeye gerek yok)

-Süzülmüşsün, hasta mısın?
-Yaa, midem...
-Kilo da vermiş gibisin???
-Bilmem (söylemek yok)... Her zamanki çabalar devam ediyor ama hastalıktan süzülmüşümdür!

-İyi misiniz? (acıma ifadesi)
-Midem tuttu yine...
-Ayy, belli yüzünüzden...
-Yaa, evet...

Sonuçta; hasta da olsa insan, kesinlikle bakımı ihmal etmemeli. Hele bir de işin içinde, diyet durumları varsa; insanlar "yemiyorsunuz da, betiniz benziniz onun için solmuş" diye yorumluyorlar hemen. Bu sebeple; normal zamanlarda 1 bakımlıysanız, böyle zamanlarda, hele de bir rahatsızlık da geçiriyorsanız, 2-3 bakımlı olmalısınız. "Koyun can derdindeyken...", nasıl olacak bu demeyin; olacak, olmalı! Yoksa, gelen yorumlarla hasta değilseniz bile hasta olabilirsiniz.